mektup

mektup
0 Beğen
0 Yorum
içimi dökebildiğim, belki de asla başarılı olamayacağım o vedayı bile rahatlıkla yazabildiğim kimseler.

kelimelerim, cümlelerim, paragraflarım bir kalpte bir şeyler uyandırsın, ona dokunsun diye çok istedim şu zamana kadar. şu an her şey anlamını yitirmişken tekrar düşündüğümde ise olmasa da olur dedirtecek türden. 

benim kalbime çok fazla dokunanlar oldu çünkü, ister mistik ister ilahi isterse de dostum 
-bilhassa tanıdığım tek kumarbaz-. çok fazla müzik dokundu kalbime, çok fazla sevgi de.

hepsi benim kabul ettiğim ya da edemediğim kadardı. belki de anlamını bunca arayıp bulamadığım sorularım, sorunlarım yalnızca bende cevap bulurdu. ne ben diyebilirdim, ne de bir başkası başını sallardı bana. dile dahi getiremezdim ki, beynimin içinde dolanan yavru bir tilki sadece. ilk defa düşündüğümü sandığım , binlerce ihtimali hesapladığım üç opsiyondan bir tanesi halbuki. 

isteğim ne hissettiğimi dökmek de değil aslında, bir yardım istemek de değil. hiçbir gayem olmadan sürdürdüğümü bildiğim ama bunu hala hazmetmemiş oluşumu vurgulamak. biliyorum, ne birinci ne üçüncü gün ağlanır da ağlanmaz. geride bıraktıklarım benim hep içimde olacaklar. ne toprağın sindiremediği bedenim ne de ruhumun peşini bırakacak; bu pişmanlık, öfke ya da acı. ben bencilin tekiydim, hala da farkım yok. geriye dönsem bu satırları okumak çok isterdim, mektup bana ve benimle okuyan bu kimselere, doğru. ama 'sevgili' kendim diye başlayamayacağım kadar rezil satırlar yazıyorum. gözlerimi zor açık tutuyorum, son bir parça yazmak zorundayım. bunca zaman yazamadıklarım, susamadıklarım bir yerde sinmek zorunda. benim, ruhumun, kalbimin sindiremedikleri hatta. 

hata yapmaktan korkmuyorum, hatalarımın sonucuna katlanmaktan da keza. tek korktuklarım gözlerime bakıyor, ta içine. iyi olmadığımı anlarmışça fakat bunu sindiren bir özür simasıyla, nitekim bu yeterdi. kendim için başaramamışken senin için yapamadım baba. özür dilerim. başarısızlığım en çok sende anlam buldu, en çok burada yüzüme çarptı. hiç istemezdim bunları dile dökmeyi, kalemimden bu kelimeler çıksın istemezdim ama seni çok seviyorum. yemin ederim ki bir günüm bunları düşünmeden geçmedi, lütfen bana inan.

ömrümde hiç hissetmekten kaçmayı hep reddederdim, şimdiyse edemiyorum. yok olana kadar uyumak, şuracıkta toz olmak istiyorum.

en acısı da bu hislerim, beslediğim sevginin, aşkın, fedakarlığın, mutluluğun, özgürlüğün, huzurun hep önüne geçti.

ben ne bir başkasına, ne de kendime verdiğim sözleri tutabildim. acizliğin tanımı olmaktan omuzlarım dik duramaz hale geldi, sırtımda taşıdığım o çöplükten farksız yüküm beni kamburluğa mahkum bıraktı ve ben bunu açıklayamadım. artık ellerimdeki yara izleri derimin içine kadar işlemiş, sırtımdaki kambur beni doğrultmaya çalışanları bir bir hayal kırıklığıyla buluşturuyor. yüzüme bakan, bana dokunan herkes bu pastadan payını alıp uzaklaşıyor gibi hissediyorum. ben vedalarımı bile yerine getiremeyebilirim, bu yazdıklarımdan bir gram eksilmez. aynı sünepelik, acizlik yapışır üzerime ve bir veda için hazırlanır bedenim.

istenmeyen döngüler, istenmeyen süreçler. 

ne kimsenin diline sabır kelamı pelesenk ettireyim isterim, ne kendim edeyim isterim. 

canımdan çok sevdiğim insanlar, burcu. asla sensizliği hayal edemem, hala da edemiyorum. bundan sonra sensiz ne yapacağımı düşünmekle geçiyor günlerim, gözlerine bakarken yanıyor gibi hissediyorum. hiçbir söz edememek, sana bir kez sarılmak istediğimde sebep bulamamak, sarıldığımda gözlerimin dolmasını engellemeye çalışmak. hiç bu kadar yakın hissetmemiştim bu kuyunun zeminine. en güzel sen bakarsın bana zaten, en çok sen tutarsın kolumdan. bunun ağırlığını sana yükleyip seni de çekemem bu pis sulara, bedenimde bir sızıntı var artık. kalbime, ciğerlerim sızan o pis sular yıkıyor artık beni, bu çöplük beni kabul ediyor. yalvarırım bırak ellerimi, hak etmiyorum artık bu kadarını.

kaybolduğum her yön, kazandığımı sandığım her duygu bir yanılsama sanki içimde. doğru olup olmadıklarını bilemediğim bulmacadan hallice tonlar. oysaki ben 'yapamadım' dememek için ne fazla uğraşmıştım, ne içindi hepsi? nereye gitmişti? neden uğruna deneyecek bir şey kalmadı ki?

beni yok edenler insanlar değildi, yaşadıklarım, yalnızlığım, aşkım, umutsuzluklarım değildi. yalnızca beynimdi. 

yarı yolda bıraktığım, bırakıyor olduğum, bırakmış olacağım kim varsa yalvararak özür dilemek istiyorum, sebep olacağım bir gram olumsuz hisse tahammülüm kalmadı. yeterince aşağılıkken buna hakkım yoktu. 

ben yardım istemiyorum, elimi tutsunlar istemiyorum. sadece bir kez olsun anlaşılmak istiyorum, ben buradan göçerken bile bir kez olsun tam anlamıyla anlaşılmak istiyorum. cümleleri hiç kısaltmadan ve tam anlamıyla yazmamın tek sebebi bu aslında bu gece. her şey için çok geç sansam da her şeyin başındayım, bunu biliyorum fakat hissedemiyorum, göremiyorum, dokunamıyorum. zihnim bunları bilecek fakat algılayamayacak şekilde sanki, o kadar buğulu ki. 

hissettiğime acı bile denmez nezdimde, ben kahır içinde hissediyorum. tesiri, ölçüsü nedir bilemem. yalnızca kahroluyorum.

bir vakit realist bulduğum o hayaller elimde avucumda imkansızlığa, hayal dahi edemediğim şeyler haline döndüler. bunu ben yaptım, sorumluluğunu almaya hazırım. sonu bana, ona ya da şuna ne getirir diye düşünmeden hem de, fakat nasıl yapacağım... arkamda her gece 'ailesine bir şey olma' korkusuyla yatağa giren bir miniği nasıl korkularında şahsi ve bilinçli bir şekilde haklı çıkarabilirim. kendi ellerimle karşımda duran beş yaşındaki çocukluğuma nasıl hesap veririm? bu soruların cevaplarını bilmiyorum, bilsem de bu kıt aklıma o cevapları yediremeyeceğimi biliyorum. ne hakkım ve ne haddim diye sormaktan olduğum yerde çoktan eridim ya zaten, yüce Rab beni affeder mi diye kendimi ezerken.

ne hissettiğimin, düşündüğümün önemi kalmamışken. sırf insanların istemediğim sevgileri sırtımda olduğu için tetiği çekememek ne acı. ben onları severim, her biri sevilmeye ve değer görmeyi hak ediyor. belki de onları suçlamadan önce kendi sevgimden dolayı önemsediğim düşüncelerini görür ve tetiği bu yüzden çekemediğimi bir gün anlarım. ilk ve son kez edemediğim bencilliği bu kez başkasına yıkarım, bundan da kaçarım. 

nihayetinde duygularımı, kelimelerimi bilmeden veda ederim zihnime. gayriihtiyari bir veda dökülür kalemime, bir adım sonrasını düşünemeden bir veda. yazdığım mektupta beynimle çelişirken ettiğim bir veda. saatlerimi alan, beynimi kemirerek yazdığım ve cümlelerinde kaybolduğum bir veda. ne kadar fazla haksızlığa şahit oldum şu cümlelerde bile, bir vedaya bile hakkımın olmadığı şu cümlelerde. 

ne haksızlık, ne fazlalık. bir önemi de kalmadı ya zaten gerçekten veda vakti geldiğinde.

teşekkür ederim, aileme, balıma, minik kızım hürrem'e, burcu'ya, hayatımdan geçmiş ve benimle bir şeyler paylaşmış olan her dostuma. hatta benim yazdığım bu zehirli cümleleri okuyan herkese, hepinize çok teşekkür ederim. eminim çok daha iyi olacağım. hoşça kalın. 

120726

Yorumlar (0)

Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.

Yorum Bırakın