Denizden Gelenler: Odysseus, Güç ve Yıkıcı Doğamız

Denizden Gelenler: Odysseus, Güç  ve Yıkıcı Doğamız
0 Beğen
0 Yorum

     "Yeryüzünde yürüyen ve soluk alan yaratıklar arasında, insandan daha güçsüz bir yaratık yoktur" 

     Geçtiğimiz hafta Nolan'ın yeni efsane filmi Odysseus'u izledim. Film zaten tüm detaylarıyla mükemmel ama ben bugün bu yazıda filmi anlatmayacağım. Odysseus, Homeros'un meşhur destanından uyarlanmış bir film. Film boyunca birkaç diyalogda, özellikle Penelope karakteri bu diyaloglarda oldukça tedirgin görünmektedir, "denizden gelenler" adı verilen ve medeniyetin çöküşüne neden olacağına inanılan "varlıklardan" bahsedilmektedir. Denizden gelenler sadece Penelope'yi değil onların geleceğine inanan herkesi korkutmaktadır. Bu korku, denizden gelenlerin yaratacağı yıkımla Geç Tunç Çağı'nın çöküşüne işaret etmektedir. Konuyu bilmeyenlerin "denizden gelenler" denildiğinde akıllarına mitolojik yaratıklar, devler gelecektir zira Odysseus film boyunca çıktığı adalarda bunlarla pek çok kez karşı karşıya geliyor. Ancak "denizden gelenler"le ilgili gerçek çok daha farklı.

     İnsan beyni hiyerarşik bir yapılanmadan oluşur ve katmanlar birbirinin üzerine eklemlenmiştir. Bu hiyerarşik yapılanma, bizim yaratılmışların en zayıfı olmamıza neden olan bir laneti beraberinde getirir: Güç İstenci veya güce olan sonsuz arzumuz. Güç istenci denilince akla kuşkusuz büyük filozof Nietzsche gelir. Nietzsche, insanın doğal olarak güce ve gücü elde etmeye karşı bir eğilimi olduğunu (yıkıcı doğamızın bir sonucu) belirterek nereye giderse gitsin daima güç istenci gördüğünü ifade etmiştir. Filmde ise Odysseus, evine döndükten sonra Troya düştükten sonra yapılan yıkım ve yağmaları zihninin bir köşesinde hapsedip insanın bugüç istencinin ne kadar yıkıcı olduğu gerçeğiyle hem yüzleşir hem de Troya'nın düşmesindeki plan doğrudan onun zihninden çıktığı için bu "zaferin" getirdiği yıkımdan dolayı vicdan azabı da çekmektedir.

     Filmde bu derinlere kök salmış yıkıcı doğamızla ilgili tek mesaj Odysseus'tan gelmez. Odysseus'un eve dönme yolculuğunda çıktığı bir adada Odysseus'un adamlar aç gözlülüklerinin kurbanı olup kendilerine yiyecek veren bir cadı tarafından domuza çevrilirler. Odysseus, adamlarını kurtarmak için cadının evine geldiğinde, ki kendisi de cadının ikram ettiği yemekten yeme gafletinde bulunacakken "kısmen iradesi" onu yemeği yiyip adamları gibi domuz olmaktan kurtarır. Ancak cadının evindeki diyaloglarda cadı, insan doğasındaki bu aşağılık yıkıcı eğilimlere ve gücün tehlikesine dair çok derin mesajlar vermektedir. Cadı, Odysseus'un adamlarını eski hallerine döndürdükten sonra tekrar "insan maskelerini" takabileceklerini söyleyerek aslında onların özünde "domuz" metaforu üzerinden hayvani eğilimlerle hareket eden varlıklar olduğunu, buna Freudyen bir bakış açısı ile id'lerinin kölesi olmuş varlıklar olduğunu da söyleyebiliriz, kendisinin sadece maskelerini yok ettiğini belirtir. Bunun yanında cadı, Odysseus'un üzerindeki zırh üzerinden onun gittiği yerlere yalnızca yıkım götürerek gücün "aşağılık" doğası üzerine mesajlar da verir.

     Şimdi dönelim "denizden gelenler" konusuna. Filmin sonlarına doğru, 20 yıl sonra evine dönüp evini güç istenci gözünü bürüyen yıkıcı insanlardan kurtaran Odysseus, eşi Penelope ile diyaloglarından birinde denizden gelenlerin aslında kendileri olduklarını ve Troya'da yaptıkları yıkımın Geç Tunç Çağı'nın dolayısıyla medeniyetin çöküşüne neden olacağını söyler ( bu diyalog destanın kendisinde yoktur yani diyalog Nolan'ın kendisinin filmi izleyenlere bir mesajı). Aslında en büyük korkuları yine kendilerinin yıkıcı doğası olmuştur.

     Bu noktada zihnimde şöyle bir pencere açıldı. Dostoyevski, romanlarında yarattığı karakterlere önce güçlü ahlaki ilkeler bahşeder. Romanlarında ilerledikçe öyle olay örgüleri oluşur ki bu karakterler aynı ahlaki ilkeleri ile sınanırlar, bu noktada da insanın zayıflığı göze çarpar. Filmde de Odysseus, yaptıklarından sonra kendi "güçlü iradesinin" yarattığı yıkımın ahlaki çarpıklığı ile baş başa kalır, bazen en çok olmaya çalıştığımız yere ulaşamamak için her şeyi yaparız tabi bilinçdışının dışa vurumu ile...

Yorumlar (0)

Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.

Yorum Bırakın