Kimsesizliği Fısıltısı: Fourth Of July

Kimsesizliği Fısıltısı: Fourth Of July
0 Beğen
0 Yorum

Parçanın Kökeni


Sufjan Stevens'ın "Fourth of July" parçası 2015'te yayımlanan Carrie & Lowell albümünde yer alıyor. Albüm, 2012'de kanserden ölen annesi Carrie'nin ardından yazıldı. Carrie ruhsal rahatsızlıklarla ve bağımlılıkla mücadele eden, Stevens'ın çocukluğunda ailesini geride bırakıp giden bir anneydi. Albümdeki yas bu yüzden yalnızca bir ölümün değil, hiç tam olarak kurulamamış bir yakınlığın yası. Parça da bu yasın en çıplak anı: Bir hastane odasında, annenin son günlerinde geçen bir yüzleşme.

Ailesi olduğu hâlde kimsesiz kalmak


Bu parçayı dinlemek, ailesi olmasına rağmen hayatta kimsesiz kalmanın acısını yeniden yaşamak gibi hissettiriyor. Parçanın merkezinde, hayatta olan ama gerektiğinde yanında olamayan bir anne var. Bu, kimsenin tam olarak yok olmadığı ama kimsenin de tutunulacak kadar orada olmadığı bir yalnızlık. Ölüm bir kayıp olarak adlandırılabilir, ama var olup da yetişemeyen birinin eksikliğini adlandırmak çok daha zor. Parça bu adı konamayan boşluğa ses veriyor.

Kimsesizlik duygusu parçanın hiçbir yerinde dramatik bir cümleyle anlatılmıyor. Sessiz, kısık ve yorgun bir tonda duyuluyor. Çünkü bu tür bir yalnızlık bağırarak yaşanmıyor, yıllar içinde alışılarak, günlük hayatın içine sinerek yaşanıyor.

Çok Erken Büyümek ve Her şeyi Tek Başına Yapmak Zorunda Kalmak


Parçanın vokali bir şarkıcıdan çok, güçlükle nefes alan ve yine de sabırla konuşan birini andırıyor. Cümleler kısa, kırık ve çoğu yerde yarım kalmış gibi. Bu ses, sanki ergenliğin başından  beri her şeyi kendi başına yapmak zorunda kalmış birinin yorgunluğuna yakın duyuluyor. Kimsenin omzuna yaslanmadan, kimseden beklemeden, kendi ayakları üzerinde durmayı çok erken öğrenmiş bir sesin tonu bu.

Düzenleme de bu taşıma hissini destekliyor. Hafif gitar çizgisi ve yumuşak sentezleyici zemini hiçbir yerde büyük bir yardıma, büyük bir kurtuluşa uzanmıyor. Müzik tek başına, sakin ve dayanıklı biçimde ilerliyor. Tam da bu yüzden hem güçlü hem çok yorgun duyuluyor. Her şeyi kendi başına taşıyan birinin güçlü görünmesi, o gücün ne kadar yorucu olduğunu ortadan kaldırmıyor.

Bastırılmış Korku: Başarısız Olma Lüksünün Olmaması


Parçada kimsenin yanında olmadığı bir hayatın doğurduğu bir tür tedirginlik var. Düşünce şu: Düşersem kimse tutmayacak, o hâlde düşmemem gerekiyor. Düşersem zayıf görünürüm ve ben zayıf olmamalıyım. Böyle büyüyen insan için başarı bir hedef olmaktan çıkıp bir zorunluluğa dönüşüyor. Başarısız olma korkusu hep orada duruyor ama hiç dile getirilmiyor, çünkü dile getirmek bile ona yer açmak gibi geliyor. Sürekli bastırılıyor, sürekli bir tarafa itiliyor. Bu düşünce ise hayatta kalma modunda yaşamak gibi. Ötelemek aslında bu korkuya doğru adım adım yürümek gibi.

Parçanın fısıltıya yakın sesi bu bastırılmış korkuya benziyor. Duygu yükseltilmiyor, dışarı taşırılmıyor, içeride tutuluyor. Ama tutulan her şey gibi ağırlaşıyor. Parçanın sonlarına doğru müzik yavaş yavaş kalınlaşırken, içeride biriken şeyin artık sığmadığı, taşmaya başladığı hissediliyor. Orada bastırılan duygu ilk kez ses buluyor.

Hepimizin Bir gün Öleceği Düşüncesi: Yükün Hafiflemesi


Parçanın dönüm noktası, sözlerin yalınlaşıp tek bir gerçeğin tekrarına dönüştüğü bölüm: Hepimizin bir gün öleceği. Bu cümle bir karamsarlık gibi değil, bir rahatlama gibi de duyulabilir. Çünkü her zaman başarılı olması gerektiğine inanan biri için ölüm düşüncesi garip biçimde bir eşitleyici. Sonunda herkes aynı yere gidiyor ve hiçbir başarı, hiçbir kusursuzluk bunu değiştirmiyor. Bu fark edişle birlikte, hiç yere düşmemek için taşınan o dayanılmaz ağırlığın bir kısmı bırakılabilir hâle geliyor.

Cümlenin tekrarlanması da önemli. Her tekrarda biraz daha kırılgan, biraz daha kabullenilmiş bir ton geliyor. Başta bir yıkım gibi duyulan şey, tekrarlandıkça bir tür sükûnete dönüşüyor.

Kabulleniş ve Dürüstlük


"Fourth of July" hiçbir şeyi güzelleştirmiyor. Anne ile oğul arasındaki yaralar iyileşmiyor, söylenmemiş sözler söylenmemiş kalıyor. Parça kapanış ya da hesaplaşma vaat etmiyor. Ama bu dürüstlüğün içinde bir huzur var: acı bir şeye dönüştürülmüyor, olduğu gibi söyleniyor. Sevgiyle kırgınlığın bir arada durabildiği, yalnızlığın içinde bile bağın hâlâ hissedilebildiği anlaşılıyor.

Dinleyicide Bırakılan His


Parça, kimsesiz kalmanın ve tek başına ayakta durmanın ağırlığını taşıyan biri için tanıdık bir yerden konuşuyor. Güçlü olmak zorunda kalmanın bir seçim olmadığını, bunun yorucu olmasının da bir zayıflık olmadığını hissettiriyor. Başarısızlık korkusunu bastırmak yerine, onun orada olmasına izin veren bir alan açıyor.

Sonuç


"Fourth of July" bir teselli parçası değil, bir yüzleşme parçası. Yalnızlığı büyütmüyor, süslemiyor, ona anlam yüklemeye de çalışmıyor. Yıllarca sessizce taşınan ağırlığı, bastırılan korkuyu ve hiç dile getirilmeyen eksikliği olduğu gibi aktarıyor. Geriye kalan his şu: Her şeyi tek başına taşımış olmak bir gün bırakılabilecek bir yük olabilir ve bunun için hiçbir şeyi kanıtlamak gerekmiyor.

 

Yorumlar (0)

Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.

Yorum Bırakın