Uzun bir silindirin içine atılıp da düşmemek için tutunacak çıkıntı arıyorsan; uzun ve yorgun akşamların kavgalarından kaçabilmenin yollarına çalışmaktaysan; ipin ucunu kaçırdığını sandığın yerler çıkabilir karşına. Bu yerlerde beklemiş olanları ise bugün olduğun kişinin içindeki çivi izlerinin sorumlularından değilmiş gibi görmek yanılgısına düşebilirsin. Kaç bundan. Dikiz aynaları ön cam kadar geniş değildir hiçbir zaman.
Bulunduğun zamanlardan yorulabilirsin. Bir zamanlar sevdiğin; beraber güldüklerin ve benzer şeyleri hissettiklerin sana beyaz bir sayfaymış gibi gelebilir. Bir anlayışın peşinde koşabilirsin bu çağda, olur. Ama bu buhran içerisinde dahi kaçabilmek için tutunduğun bir taş görevi görmez seni sevmiş sandıkların. Sevmek, anlamaktır. Yoksa bir manzaraya bakar gibi bakmak da herkesin yapacağı sıradan bir iştir. Seni anlayarak sevmiş olanlar ise yitirilmemek üzere hayatında daim kalır; koptu sansan da zor anlarında bir halatla yanında varlığını hatırlatır. Anlaşılmış olmak; bu çağda bir nimettir. "Anlamın yerini faydalı olmak aldı.
| Sevmek, anlamaktır. Yoksa bir manzaraya bakar gibi bakmak da herkesin yapacağı sıradan bir iştir. |
Bunun karşısında ise anlaşılmak için savaş verirken anlasın seni diye haykırabilirsin insanlara. "O" anlasın istersin; bilsin. Halbuki birbirinin dilini bilmeyen insanların anlaşmak için bağırmasına rağmen hiçbir fayda vermemesi gibi sen de ne kadar seslensen da seni anlamayana kendini anlatamayacaksın.
Zor zamanlarında "Anlaşıldığını sanmak" hatasına düşerek geçmişin hayaletleri olan bu insanlara, bir dost edası ile elini uzattığında ise; çorak topraklarda dolaşan bir serap göreceksin. Elini uzattığında geçmişin bu serabı darmadağın olacak ve karanlık bulutlarla bıraktığın geçmişle yüz yüze geleceksin yeniden. O yüzden; anlaşılmadığın yerlerin geçmiş yüzünden bir serap olmasına izin verme. An geçer, hatalar unutulur, olmamış gibi kalır. Bu yalan,tekrarlandıkça ne geleceğe gidecek sıhhat ne de geçmişe saygı kalır.
"Nostalji" diyoruz buna. Her anımız aynı aslında. Dün de aynıydı çimenlerin rengi, yarın da aynı olacak. Çimenleri gören gözler ne kadar hayat taşır, değişir. Kafasını kaldırıp nefesi içine çeken insan değişir. Ama dün, asla bugün hatırladığın kadar değildir. Bu hata, devir daim ettirir aynı silüetler arasında insanı.
Yarın ise senin elindedir. Dün; nostaljik bir güzellemeyle kötü olmasa dahi geçmiştedir. Yarın ise hala bir tren yolunun makasını tutturur sana. Bu yüzden henüz vakit varken çiçeklerini toplaman ve yola koyulman zamanıdır.







Yorumlar (0)
Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.
Yorum Bırakın