Yazılmayı Bekleyen Bir Hikaye Var

Yazılmayı Bekleyen Bir Hikaye Var
0 Beğen
0 Yorum

Elimizden kayıp giden bir şeyler var. Ne kadar farkındayız bunun? Belki de hiç. Belki elimizi uyuşturdular önce, yetmedi. Elimizden bir şeyler kaydığını görmeyelim diye dikkatimizi dağıttılar, başka yere baktırdılar, yine yetmedi. Elimizden kayıp giden şeylerin ne olduğunu unutmamız için hafızamıza bir reset attılar sonunda. Şimdi ne görüyoruz ne hissediyoruz ne de kaybettiğimiz şeylerin neler olduğuna dair sahici bir düşüncemiz var.

Çok mu iddialı olacak bilmiyorum ama yine de söyleyeceğim: Aşk ve devrim, elimizden kayıp giden şeyler değil; kayıp gitmesini istemediğimiz şeyleri tuttuğumuz ellerimizdir. İnsanın kutsal gördükleri yalnızca bu iki şeyin sıkıca sarmalamasıyla bir anlam kazanır.

Aşk ve devrim, sıkıcı ve büyük yapılarca kuşatılmış insanın hayatına heyecan, coşku ve isyan katar. İsyan edemeyen insanın sevgisi yozlaşmıştır, yabancılaşmıştır. Beri yandan, sevgiden yoksun bir insanın isyan edebileceğini, başkaldırabileceğini düşünmek ancak safdillik olur.

Elimizden kayıp gidenler var. Çünkü önce ellerimiz uyuşturuldu. Elin uyuşması, elin tuttuğu şeylerin kayıp gitmesine giden ilk yol, ilk adım. El uyuştu, yani aşktan ve devrimden insan ruhunu arındırmaya çalışıldı ve bu başarıldı. Yeni bir el, çok daha mekanik ve ‘yapay’ bir el verilmek istendi insana. Adına sisteme güven dediler, uyum dediler, diyalog dediler, uzlaşma dediler… Hayatın ilk kuralı çatışmadır, onu çıkarınca beyinlere türlü afyonların sokulması kolaylaşıyor. Bu yapıldı. Çatışma yerini uzlaşmaya bıraktı. İlerlemeyse yerini ‘tarihin sonu’na. Yeni bir el, çok daha mekanik ve ‘yapay’ bir el verildi insana.

Fakat görülen o ki hesap edilmeyen bir şey vardı ve bu gerçekleşti: doku uyuşmazlığı. Bu el insana oturmadı, insan bu eli kullanamadı. Bugün dünyada ve Türkiye’de mutsuz olan milyonlarca ve belki de milyarlarca insanın derdi işte bu el. Bu eli kullanmayı reddedenlerin hikayesi başladı çoktandır, yazılmayı bekliyor o kadar.

Aşk ve devrim, insanın canavarlarca uyuşturulan eli. Kapitalizmse ona özel hazırlanmış zehri insana sunmak için hazır duran el. Bir el, ötekini mutlaka ve geri gelmemek üzere kovacak. Ve bir başka el, bu ikisinin destansı mücadelesinin tarihini yazacak.

Hangi el tutulacak, hangi yoldan gidilecek? Bunu işçiler seçecek. Gençler seçecek, emekçiler seçecek. Ona uzatılan bu mekanik ve ‘yapay’ eli, elinin tersiyle itecek. Aşk ve devrim, yani insanın en kıymetlilerini avuç içinde tutan el, bir yumruğa dönüşecek. Aşkın içinde devrim, devrimin içinde aşk eriyecek. Bu ikisi bir yumruk olacak, insana ve insanın değerlerinin karşısına dikilen canavarların tepesine inecek.

Bir yumruk olacak, aşk ve devrim. Önce bir hücum edecek, daha iyiye ve güzele giden yola. Devrimin radikalizmi aşkın gözü karalığıyla birleşecek. Devrimin yıkıcılığı ve aşkın coşkulu içeriği dolduracak yarının dünyasını.

Bu, olacak. Bu kaçınılmaz. Çünkü dünya yazılmayı bekleyen bir hikâyeye sahne oluyor. Bu hikâye yaşanıyor, ileride yazılacak. Biz okusak da okuyamasak da…

Yorumlar (0)

Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.

Yorum Bırakın