Tarihimizin en sıra dışı, en "film gibi" karakterlerinden birini konuşacağız bugün: Resneli Niyazi. Hani şu dilimize dolanan "Ne şehit oldu ne gazi, pisi pisine gitti Niyazi" lafındaki o meşhur Niyazi’den bahsediyorum. Peki kimdi bu adam, nasıl oldu da koskoca imparatorluğun kaderini değiştirdi ve yanında bir geyikle tarih sayfalarına kazındı?
Saray Evrakından Dağ Başlarına Resneli Niyazi, Osmanlı’nın son döneminde Makedonya’da görev yapan idealist bir Manastır subayıydı. O dönem Balkanlar tam anlamıyla bir barut fıçısı. Niyazi Bey de İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin ateşli üyelerinden biri. 3 Temmuz 1908 günü, "Artık yeter, bu iş böyle gitmez" diyerek 200 kadar askeri ve sivili peşine takıp dağa çıktı. Amacı netti: Padişah II. Abdülhamid’e Anayasa’yı (Kanun-ı Esasi) yeniden kabul ettirmek ve Meşrutiyet’i ilan ettirmek.
İşte bu başkaldırı, domino etkisi yarattı. Birkaç hafta içinde öyle bir halk ve asker desteği arkasına alındı ki, saray geri adım atmak zorunda kaldı ve II. Meşrutiyet ilan edildi. Niyazi Bey bir gecede "Hürriyet Kahramanı" oluverdi.

Peki Bu Geyik Muhabbeti Nereden Çıktı?
İşin en renkli ve garip kısmı tam olarak burada başlıyor. Niyazi Bey dağlardayken Rehber adını verdiği dişi bir geyik bulup evcilleştiriyor. Geyik, Niyazi Bey’in yanından bir an olsun ayrılmıyor; taburla birlikte yürüyor, nöbet tutuyor.
Meşrutiyet ilan edilip Niyazi Bey İstanbul’a adeta bir zafer komutanı gibi girdiğinde, yanında Rehber de vardı. İstanbullular için bu geyik bir anda "Hürriyet Sembolü" haline geldi. Fotoğrafları çekildi, kartpostalları basıldı, gazete manşetlerini süsledi. Hatta dönemin mizah dergileri bile bu ikiliyi çizmekten kendisini alamadı.

Trajik Sonu ve O Meşhur Söz
Ancak bu hikayenin sonu, kahramanlığı kadar parlak bitmedi. Niyazi Bey; Trablusgarp’ta, Balkan Savaşları’nda cepheden cepheye koşmaya devam etti. 1913 yılında, Avlonya limanında İstanbul’a giden bir vapura binmek üzereyken, hiç beklenmedik bir şekilde kendi koruması/fedaisi tarafından vurularak öldürüldü. Suikastın arkasında kimin olduğu, siyasi bir hesaplaşma mı yoksa kişisel bir husumet mi olduğu tam olarak çözülemedi.
Halk, tarihin akışını değiştiren ve dağları titreten bu hürriyet kahramanının böyle anlamsız bir suikasta kurban gitmesini kabullenemedi. İşte o meşhur "Ne şehit oldu ne gazi, pisi pisine gitti Niyazi" deyimi de tam olarak bu trajik ve absürt veda yüzünden dilimize yerleşti.








Yorumlar (0)
Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.
Yorum Bırakın