Pastoral Bir Trajedi : Paul ile Virginie

Pastoral Bir Trajedi : Paul ile Virginie
  • 3
    0
    0
    0
  • "İşte, yeryüzünde yalnızım; kendimle baş başayım; artık ne kardeşim var, ne benzerim, ne de dostum. İnsanların en seveceni, en cana yakını, bu insanlar arasından söz birliğiyle çıkarıldı. Bunlar, düşmanlıklarını hainliğin son sınırına götürerek, duyarlı ruhuma hangi üzüntünün daha çok dokunabileceğini araştırdılar ve beni kendileriyle birleştiren bağların hepsini kesip attılar. Kendileri istemeseler de, onları sevebilecektim; sevgimden ancak insan olmaktan çıkmak yoluyla kurtuldular. Öyle istediklerine göre, şimdi benim için yabancı, adı sanı bilinmeyen insanlar onlar; birer hiçler! Ama, onlardan ve her şeyden sıyrılmış bulunan ben neyim? Bana bunu araştırmak kalıyor. Ne çare ki, önce benim durumuma bir bakmak gerek; sözü benzerlerimden kendime aktarmak için de gerekli bu..."

    Yalnız Gezerin Düşlemleri, Jean- Jacques Rousseau

     

    18. yüzyılda Aydınlanmanın güçlü dölleri Fransa'nın ıslak rahminde çoktan hayat bulmuş ve Devrimin doğmasına çok az kalmıştır. J. J. Rousseau bu bebeği göremeyecek olsa da, onu destekleyip izinden giden Jacques Henri Bernardin de Saint- Pierre, Fransa'nın doğum sancıları sırasında Paul ile Virginie'i yazacak ve devrimi yaşayacaktır.


    J.H. Bernardin De Saint- Pierre (1737- 1814) Fransız botanikçi, mühendis ve yazardır. Çocukluk yıllarında okuduğu Robinson Crusoe'la birlikte Hint Adalarında ilk macera yolculuğu başlayan Saint - Pierre,  mühendislik eğitiminin yanı sıra orduda görevler almıştır. 1771'de tanışıp hem dostu hem öğrencisi olduğu Rousseau ile birlikte Paris'de botanik çalışmaları yapmışlardır. Yaşamı bilimsel yolculuklar, askeri görevler, savaşlar, devrimler ve en önemlisi içinde filizlenip çiçek açtığı Aydınlanma ve Romantizm'i kapsar Saint- Pierre'in. Paul ile Virginie yazarın Mauritus Adası'nda mühendis asker olduğu ve Hint Okyanusu'ndaki Fransız Kolonilerini inceleme fırsatı bulduğu dönemin ürünlerinden biridir. Diğerleri ise, I'île de France'a Seyahat ve Hint Kulubesi'dir. Saint-Pierre eserinde de görüleceği üzere dindar kişiliğinin yanında aydınlanmanın önemli düşünürü olan Rousseau kadar Voltaire'den de etkilenmiştir. Doğa bilimlerine gönül veren yazar aynı zamanda bir vejeteryandır.

    Paul ile Virginie, 1844, Henri Pierre Léon Pharamond Blanchard




    Paul ile Virginie

    Paul ve Virginie  ilk kez 1788'de yayınlanan  Jacques-Henri Bernardin de Saint-Pierre romanıdır. Tanzimat döneminde dilimize çevrilen ilk romanlardan olan eserin Türk Edebiyatı'na ve Türk Romantizmine etkisi büyüktür. Namık Kemal'in İntibah'ı yazarken Saint- Pierre'den etkilendiği yine söylenenler arasındadır. Yalnız ülkede değil, Fransız romanında da Paul ile Virginie,  karakterlerin elinden düşmeyen bir kitaptır. Gustave Flaubert , Madame Bovary'sine Paul ile Virginie'i okuturken,  (Un Cœur simple) Sade Bir Kalp'de Felicité de kalbini bakıcılık ettiği evin iki çocuğu; "Paul ve Virgine" ile doldurur. Lamartine'nin Graziella'sı da bu masum çocukların hikayesine vurulanlardan şahit olduklarım. Aynı zamanda  Jean-François Le Sueur'un aynı adı taşıyan bir operası vardır. Honoré de Balzac da Köy Papazı'nda Saint Pierre'in ustalığına övgülerini belirtir, Charles Dickens'ın Little Dorrit'inde, Amilcare Ponchielli'nin müziğinde Paul ile Virginie izleri sürülür. Victor Massé yine eser üzerine opera besteleyen bir diğer isimdir. 1974 tarihli aynı ismi taşıyan bir televizyon dizisi ve 2014 yapımı bir film ve daha sayılamayacak pek çok eser bulunmaktadır.

    Gravure de Jules Huyot d'après un dessin de Maurice Leloir,   Kaynak:LAROSSE

    Pastoral Bir Trajedi

    İşte yine sevdiğim güvenli sulardayım, Romantizmin koynunda. Paul ile Virginie'i okumaya hevesleneli yıllar oluyor. Bir çocuk kitabı mı bu? Hayır. Çocuklukta okunursa etkisi elbette daha farklı olacaktır ama ben okumayı çok beklemişim. Eserin çeşitli çevirileri var, ben yine bildiğim yoldan gidiyorum, yol ayrımını zaten biliyorsunuz. İş Bankası Kültür Yayınları'ndan 2019 yılında İlkay Atay'ın çevirisiyle ilk kez basılıyor Paul ile Virgine, bendeki IV. Basım, güç olmasın.

    Buraya gelişimin sebebi en çok Lamartine'dir. O Graziella'sına bu romanı okuttu, Graziella dönüp dönüp okuyacak kadar sevdi bu masumluğu. Ya Felicité ah Felicité benim saf yüreğim. Şimdi öğreniyorum ki yazarın 3 çocuğu var ve ikisi Paul ve Virginie, diğeri de kendi adını taşıyor.



    Bernardin de Saint-Pierre anıtı ; Kaidede Paul ve Virginie, Yer: Paris Kaynak: Wikipedia

    Bir ses, bir yabancı, tıpkı yazar gibi, tıpkı yazarın Île-de France'a yaptığı yolculuk gibi Paul ile Virginie romanının girişini yapıyor bizim için, ortada bir hikaye var ama kim anlatacak? Tabii ki bir kahraman, bir ihtiyar ve bilge. Belki Rousseau kim bilir? Hem kahraman, hem gözlemci bakış açısıyla düzyazının rahat kollarına atıyor bizi. Metnin içerisinde birkaç mektup, bir de diyalog bölümü var, akan bir diyalog. Biçim de önemli, dil çok önemli ve dil öyle güzel ki Saint- Pierre'de.

    "İnsanlar yalnızca kralların ve tarihteki büyük adamların insana hiçbir şey katmayan hikâyelerini dinlemek isterler."

    Peki kadınların öyküsünü kim merak ediyordu 18. yüzyılda. Kölelerin öyküsünü olabileceği belki hiç akla bile gelmiyordu. Longos'un Daphnis ve Khloe'sinden sonra iki masum çocuğun ergenlik ile tanışmasını anlatan pastoral bir roman var mı? Romeo ve Jüliet dahil değil.


    Paul et Virginie tarafından gravür, 1806 Didot baskısı, Louis Lafitte (Kaynak:https://fr.m.wikisource.org/wiki/Fichier:Paul_virginie_1806_2_enfance_lafitte.jpg)


    Toplum normlarını farklı açılardan hiçe sayan ve bu asiliğin bedelini ağır ödeyecek olan; cümleyi çizdik. Bir zinakar kadın/ aşık olup kendini kaybeden ve kandırlan, bir de ailesini dinlemeyip evlenen/ yine aşık olan ve tutkusuyla haraket eden diğer kadının yapayalnız ve hamile olarak yolları kesişir. Fransız sömürüsü olan bakir bir adada. Aynı yarayı taşınan iki öteki beş parasız savruldukları bu topraklarda bir erkeğe gereksinim duymadan tutunur. 18. yüzyılda. Yazar iki özgür kadın yaratır ve onlara kurallarını koyabilecekleri bir toprak parçası verir. Paul ile Virginie'in başlangıcı feminist bir ütopyayı akla getirir. Bu ütopya çok geçmeden köle bir erkekle bozulur. Kadınlardan biri erkek bir köle, diğeri ise kadın bir köle edinir. Şimdi kölelerin de üstünü çizeceğiz. Saint- Pierre eşitlikçi bir yazardır. Kurulan bu feminist ütopyaya dahil edilen erkek oldukça saygılı bir insan olup, tüm karakterler aynı yaşama uğraşlarını yerine getirir ve kast sistemini yok sayarlar. Fransız sömürüsü bir adada kölelik yok sayılmak istenir...

    İki kadının dünyaya getirdiği bebekleri masalsı ve masum bir dünyayı paylaşırlar. Aynı zamanda süt kardeştirler. (İslam, süt kardeşlik evlilik meselesi ile bağdaşmayan bir durum.) Eserin kurulduğu düzlem yazarın bir botanikçi olmasıyla rengarenk bir hale bürünür. Tıpkı Francis Bacon'un Bahçeler Üzerine denemesi gibi, Saint- Pierre 'de tepeden tırnağa çiçekler, meyve ağaçları ile bir coğrafya kurar. Metindeki zirai taraf kadar felsefi yön de bu eserin niteliğini artırmaktadır.

    Yazarın dindar bir Hristiyan oluşundan bahsetmiştim, Paul ile Virginie'nin atmosferinde güvenilen bir tanrı mevcuttur. Dua edilen, erdeme ulaşmanın yolları üzerinde durulan bir inanç mekanizması hakimdir. Kilise onların ütopyasının dışındadır ancak, sık sık ziyarete de gelir. Ahlak ve erdemi yalnız dine bağlamaz yazar bu bakımdan aydınlanmadan uzak olmadığını da hissettirir.

    (Kaynak:https://www.amherst.edu/academiclife/departments/courses/0910F/FREN/FREN-44-0910F/petv)

    Paul ile Virginie, iki masum çocuk, yakın arkadaş ve sonrasında bir tutkunun iki yanı. Doğa içinde büyürken toplumun, uygarlığın hiçbir kirinden etkilenmeyen bu iki çocuk son derece güzel başlarlar yaşama. Ama uygarlık sadece kirden mi ibarettir? Onların eğitimini doğa ve aileleri verir. Toprağı işleyerek, bitkileri izleyerek öğrenirler. Ama okul? Okulsuzdurlar. Gerekliliği tartışılır. Bu pastoral aşkın ilk adımları tıpkı Adem ve Havva'nın cennetini anımsatır bize, Daphis ve Khloe'nin hayvanlarını otlattığı kırları... Aden'e bir gemi gelseydi ne olurdu?  Longos'a uğramıştı yabancılar. Paul ile Virgine'nin adasını da geçmez uygarlığın mucizeleri... Virginie ergenlikle Paul'den önce tanışmış, cinsel tutkuyu damarlarında hissetmeye başlamıştır ki adalarına bir mektup gelir. Öteki dünyada bıraktıkları onları bırakmaz. Peki uygarlık, Avrupa ak pak mıdır?  Evet romanın en büyük eleştirel yanı bu olabilir. Yazar uygarlıktan bakirliğe kötülük getirir, yahut bekareti uygarlığa götürmek ister. Başlangıçta ustaca şekil verilen trajediden farklıdır bu kez başa gelen. Çocukça ilginin ve kardeş sevgisinin tutkuya dönüştüğü Paul'ün kalbi paramparça olur, Virgine ise çoktan kor hale gelmiştir. İki aşığın, kardeşin yahut her ne ada sığdırırsanız, dünyalarında başka hiçbir kimse olmadığından birbirlerine mecbur mu olduklarını sorabilirsiniz. 2,  4, 6 karakter eklesek ve yine birbirlerini sevseler romantizmden rahatsız olacak mısınız? Mesele salt romantizm değildir Paul ile Virgine'de, mesele sömürünün, eşitsizliğin ve yozlaşmanın eleştirisidir. Hala tertemiz bir doğanın, menfaatsiz ilişkilerin olduğu bir toplumu yeşertebilmenin mümkün olabileceğinin, insana gerekenin düşündüğünden az olduğunun bir uyarısıdır J.H. Bernardin De Saint- Pierre 'in Paul ile Virginie'si. Romantizm de salt aşk, kör tutku, trajik sonlar değildir. Burada bizi çarpan Virginie'in iffetinden yahut öğrenegeldiği ahlak kurallarından dolayı ölmeyi, yaşamı tercih edişidir. Görünen bir aşk trajedisidir. Ancak eserin büyük oranda yayıldığı felsefi sorgulamalar, aydınlanma ve romantizmi aynı damarda birleştiren devrimden önceki büyük sancılar asıl üzerinde durulması gerekenlerdir.

    Charles Melchior Descourtis , 18.yy

    "Mutluluk anlayışım, ilke gereği tabiatın sunduğu sevinçleri servetin sunabileceklerine tercih etmek ve kendi içimizde bulabileceğimiz bir şeyi dışarıda aramamak gerektiğidir."

    Sapiensle çok işimiz var...  Çağlar boyu yaptığım bütün yolculuklar beni Solon'un kollarına bırakıyor. Her şeyin sonuna bakılmalı... Antik çağda yaşasaydım bir köle olabilirdim sonra bir proleter ya da şimdi bir prekarya. Bir sınıfım var benim. Basmaklarım üstündekilerden değilim. Sınıfsızlık bizi mutlu edecek inancını taşırız, ancak mutlu köleleri de çok iyi tanırız. Her koşulda mutlu olanları yadırgamayız.

    "Aristoteles de hepsinden önce, insanların yaradılıştan eşit olmadıklarını, kiminin köle,kiminin de efendi olmak için dünyaya geldiklerini söylemişti. Aristoteles haklıydı ama, sonucu neden sayıyordu. Kölelik içinde doğan her insan kölelik için dünyaya gelir, bundan daha su götürmez bir şey olamaz. Köleler zincirler içinde her şeyi, hatta onlardan kurtulma istediğini bile yitirirler : Köleliklerini sever olurlar, tıpkı Odysseus’un o hayvanlara yaraşır yaşamlarını seven arkadaşları gibi." (Toplum Sözleşmesi, J. J. Rousseau )

    Doğayı yitirdik, özgürlüğümüzü yitirdik, masumiyeti, sadakati, sevgiyi, güveni her şeyi yitirdik. Kelimeler anlamlarını yitirmek üzere. Söz çok anlamsız, israfa gerek dahi yok. Yitirdiğimiz en önemli şey ise idrak bana kalırsa. Nerede olduğumuzu, hangi vaziyet içinde olduğumuzu idrak edemeyecek haldeyiz. Prangalarımızla bütünleşmişiz. Uygarlık bizi iyileştirmiş, geliştirmiş, büyütmüş ve bitirmiş. Bu romantik öyküdeki koşulsuz aşka bu denli yabancı oluşumuz bundan kaynaklı sanıyorum. Romantizm, bana bir zamanlar başka bir dünya olduğunu hatırlatıyor. Hyperion'un Diotima'sına, masum balıkçı kızı Graziella'ya veda ettiğim gibi hoşçakal diyorum Virginie'e. Ellerindeki meyve çekirdeklerini, çiçek tohumlarını biriktip torakla buluşturan tüm Virginia'lere...

    Virginie'nin ölümü

    "Toprağa bir başak tohumu eken kişi, insanlara, onlara kitap veren kişiden daha çok hizmet eder"

    ****

    Yorumlar (0)

    Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.

    Yorum Bırakın

    Yorum yapmak için üye girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için buraya tıklayınız.