5 Adımda İç Özgürlük Rehberi: Toltek Bilgeliği

5 Adımda İç Özgürlük Rehberi: Toltek Bilgeliği
8 Beğen
0 Yorum

Toplumdaki her bir bireyin içsel ve dışsal çalkantılarıyla uğraşmak zorunda kaldığı günümüz dünyasında, insan ruhunun içsel anlamda özgürleşmesine gereken önemi veremiyor. Bundan yıllar önce, Meksika'da bir grup insan bu içsel özgürleşme üzerine düşünmek ve uygulamalar üretmek adına bir araya geldiler ve kendilerine "sanatçı" anlamına gelen "toltek" ismini verdiler. Bu insanların sanatlarını icra ettikleri alan insan ruhu ve onun özü üzerineydi. "Kendini tanı" talimatıyla yola çıkan bu düşünürler, özellikle mental anlamda elimizi kolumuzu bağlayan bazı problemli düşünme şekillerini tespit ettiler ve bunları daha sağlıklı hale getirecek bazı uygulamalar geliştirdiler. Gelin, Toltek anlayışına göre bizi büyük buhranlara sürükleyen ve değiştirmemiz gereken yanlış çarpıtmalara, bunların yanında farkına varmamız gereken gerçeklere bakalım.

1)Sonuca Yönelik Yüksek Talepler

"Gerçekten de an dışında hiçbir şeyin önemi yoktur; çünkü yaşadığımız an hayatın kendini ifade edebileceği tek yerdir."

Geçmişimizin bizi şu an olduğumuz insan yaptığı ve geleceğimizin tamamen bir muamma olduğu şu hayatta, sonsuz olasılıklarla çevrelenmiş durumdayız. Sonsuz olasılıkta farklı eylemlerde bulunabilir ve çevresel etkenlere göre şekillenen farklı sonuçlarla karşılaşabiliriz. İnsan olarak kontrol edebileceğimiz çok az etkenin olduğunun bilincinde olur ve geleceğe dair kesin beklentilere sahip olmazsak, yolun varacağı yerden çok yolun güzelliğine odaklanabiliriz. Unutmayın ki, hedefinize ulaşıp ulaşmamanız sizin öz değerinizi belirlemeyecek, yolun sonu ne olursa olsun değerli olmaya devam edeceksiniz.

"Kontrolü ele geçirmek için bırakmayı seçersiniz." 

Bu yöntem sayesinde, elimizde olmayan durumlardan büyük acılar duymak yerine, bunların acısıyla tatlısıyla hayatın bir parçası olduğunu kabullenir ve iç huzurumuza doğru giden yolda büyük bir adım atmış oluruz. Unutmamalıyız ki, biz sadece kendi düşüncelerimizden ve eylemlerimizden sorumluyuz. Eylemlerimizin yaratacağı sonsuz farklı senaryoların hiçbirini kontrol edemeyiz ve bu insanın kabul etmesi gereken ilk acı verici gerçektir. Bırakmayı ve akışta kalmayı tercih ettiğimizde, pişmanlık hissiyatı tamamen ortadan kalkar. Ortada sadece yaşadığımız gerçeklik vardır; bu gerçeklik de yalnızca şu ana aittir. Geçmişten beslenen ve geleceğe köprüler atan anda yaşıyoruz. Değerini bilin. 

2)Kendini Ehlileştiren Tek Hayvan: İnsan

"Belirli bir düşünce ya da inancın sizin için iş gördüğüne bir kez açık zihinle kanaat getirdikten sonra bunu sürdürmede yanlış bir şey yoktur. Mesele bilinçli bir seçim yapmanızdır."

Bu dünyada hiçbir hayvan yoktur ki kültürel süreçlerden etkilenip farkında bile olmadan kendisini bazı inanışlara bağımlı kılsın. İnsanın en büyük gücü ve zayıflığı bilinçdışında kendisini hapsettiği tabularıdır. Farkında olarak bazı inanışları içselleştirdiğimizde bu bizi daha özgüvenli ve bilinçli kılar; ancak çoğu zaman inanışlarımız bu yönde gelişmez. Büyüdüğümüz ortamda geçerli olan kültürel ve ahlaki kuralları genel olarak içselleştirmeye ve üzerine bir daha asla düşünmeyeceğimiz dogmatik inançlar haline getirmeye eğilimliyiz. Bu sürecin sıkıntısı şudur ki, kendimizi kişiliğimizle asla bağdaştıramadığımız durumların içinde buluveririz ve hayata yabancılaşmaya başlarız. Yabancılaşma, insanın ruhunu oldukça yıpratan ve "aidiyet" hissinden bizi uzaklaştıran bir süreçtir. Günümüzde, içten içe farkında olmadığı halde ona ait olmayan inançları ve bağımlılıkları devam ettiren çok fazla insan var. Hepimiz, içimizde bir yerlerde bize ait olmayan inanışlara sahibiz. Bir nesneye veya kişiye bağlandığımızda, o özneyi bizim bir parçamız haline getirir ve hayatımızı doğrudan etkilemesine izin veririz. Bu bağımlılık, bir yere kadar iyi gitse bile bir noktada hayatımızı mahvedecektir çünkü hiçbir nesne veya kişi bizim beynimizdeki ideal imgeleri tamamen doldurmayacaktır. Kendimizi ehlileştirdiğimiz ve bağımlı kıldığımız her durum, bizi derinden yıkmaya mahkumdur. Geçmişimizin kelepçelerinden kurtulmadığımız sürece, özgür iradeden ve iç huzurdan bahsetmek mümkün olmayacaktır.

3)Koşullu Sevgi

"Koşullu sevgi, sadece görmek istediğinizi görmenize ve yansıtılmış imajinıza uymayanı ehlileştirmenize yol açar."

Bir kişiyi veya nesneyi yalnızca kendi istediği koşullar dahilinde seven insan, kendi kuyusunu kazar. Bunun sebebi çok basittir; birini koşullu sevdiğimizde o kişinin gerçeğini ve ruhunun özünü tamamen göremeyiz; koşullu sevgi insanın adeta gözlerine birer bant çekmesi gibidir. O kişiyi kontrol etmeye, dizginlemeye, kendi idealimizdeki bir insan haline getirmeye ve çalışırız. Sevgimize layık bir insan olması için bütün gücümüzü kullanırız aslında. Ama fark etmediğimiz durum şudur ki, karşıdaki insanın özü aslında en başında sevgiye layık olmalıdır. Kişiyi olduğu insan için sevdiğimizde o sevgi değerli ve gerçektir. Birini kontrol altında tutabildiğimiz ve bazı özelliklerini "törpülediğimiz" gerçeği bir yanılsamadan ibarettir çoğu zaman, çünkü bir insan sadece sizin sevginizi alabilmek için bazı spesifik hareketlerde bulunuyorsa o hareketler her daim yüzeysel kalacaktır. Bir insanı koşulsuz sevebilmek ve onu tüm gerçeğiyle çıplak görebilmek için önce kendimize bu berraklıkta bakabilmemiz gerekmektedir. Kendisini tanımayan ve sevemeyen birisinin diğer insanlara koşulsuz sevgi sunması imkansızdır. Çünkü koşulsuz sevgi hepimizin içindedir ve onu dışarıya çıkarabilmek için önce onun varlığını kabullenip içselleştirmemiz gerekmektedir. Koşulsuz sevgi insana iç huzur verir, çünkü artık mutluluğunuz o insanın zihninizdeki ideale uyup uymayacağına bağlı değildir. O kişinin görüşlerine katılmasanız bile saygı duyar ve daha sağlıklı ilişkiler geliştirebilirsiniz.

4)Her İlişkide Aynalama Yaparız

"Herkes bizim aynamızdır ve kendimizde hoşlanmadığımız şeyleri en canlı bir biçimde bizimle aynı nitelikleri paylaşanlara yansıtırız."

İlişkilerimiz, aslında bize kendimize dair varlığını bile bilmediğimiz hislerimizi, içsel çatışmalarımızı, işlevsiz özelliklerimizi ve rahatsızlıklarımızı gösterme açısından oldukça değerli ve öğreticidir. O insana dair bizi huzursuz eden bir özellik, aslında bize ait bir içsel çatışmanın dışavurumundan ibarettir. Aslında bizim problemimiz o ilişkide veya o insanda değildir, bizim problemimiz kendi hatalarımızdadır. Bu gerçeğin farkında olmak, karşı tarafa dair negatif hislerin derinine inebilmek ve orada yatan çözülmemiş sorgulamalarımızı keşfetmek adına çok yararlıdır. Bir düşünün, karşı tarafın size yaptığı o çok büyük "hata" aslında ne ifade ediyor sizin için? Kendinizden bir parça gördüğünüz için mi yakıyor canınızı? Neyden korkuyorsunuz? İçinize bakmaktan mı? Bu huzursuzluk gerçekten o ilişkiye mi ait, yoksa artık size ait olmayan bir negatifliğin kalıntılarını mı taşıyorsunuz?

5)İstediğinizi Değil, İhtiyacınız Olanı Yaşıyorsunuz

"Geçmişinizde istediğinizi elde edemediğiniz durumlara yakından bakacak olursanız bunun yerine tam da ihtiyacınız olanı elde etmiş olduğunuzu göreceksiniz."

Sonuncu ve belki de bizim için içselleştirmesi en zor olan gerçek budur. Anda yaşadığımız en acı dolu durumların bile belki de ihtiyacımız olan olduğuna inanmak. Bunu anlamak için, andan çıkıp geçmişte yaşadıklarımıza ve akabinde gelişen olaylara bakmamız gerekmektedir. Acı olaylar olarak adlandırdığımız anılarımız bile bizi o andan çok daha huzurlu bir duruma taşıdığı için, aslında o an istediğimizi alamamış olsak bile, ihtiyacımız olanı aldık. Huzursuz hatıralardan bile bir hayat dersi çıkardık ve eşsiz bir yaşam deneyimi yaşamaya devam ettik. Belki o olaylar, bizi o andan daha huzurlu bir ana ulaşmak için hazırlamakla görevlilerdi ve görevlerini yaptılar. İçtenlikle inanıyorum ki, yaşadığımız her acıyı anlamlı hale getirecek güce hepimiz sahibiz ve bu yaşadığımız hayatı çok daha renkli kılan bir olgu. Bu düşünce, insanın iç huzura sahip olma yolunda atacağı en büyük adımlardandır çünkü bugün anlamlandıramadığınız acı dolu durumların bile sizin lehinize sonuçlanacağını biliyor olmak insana huzur verir. Ana güvenmenizi ve hayata teslim olmanızı sağlar. Ve biz, bu acıların boşa yaşanmamış olmasını sağlayacak zihinsel güce sahibiz. Yeter ki içimize bakmaktan ve kendimizi tanımaktan korkmayalım.

Kaynakça: Toltek İç Özgürlük Rehberi-Don Miguel Ruiz Jr

Fotoğraf: https://tr.pinterest.com/pin/17873729743851045/

 

Yorumlar (0)

Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.

Yorum Bırakın