Tuz Kokan Gecelerin Şairi Gülten Akın'dan 10 Şiir

Tuz Kokan Gecelerin  Şairi Gülten Akın'dan 10 Şiir
0 Beğen
0 Yorum

Gülten Akın Kimdir?

Türk Edebiyatı’nın usta şairlerinden birisi olan Gülten Akın, 1933 yılında Yozgat’ta dünyaya geldi. İlk ve ortaöğrenimini tamamladıktan sonra Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. İlk şiiri ise 1951’de Son Haber gazetesinde yayımlandı. Devam eden süreçte; Hisar, Varlık, Yeditepe, Türk Dili ve Mülkiye gibi dergilerde eserleriyle yer aldı. İlk etapta aşk ve ayrılık gibi duygusal konular işlese de sonrasında Gülten Akın, şiirlerinde toplumsal olaylara yönelik temalara ağırlık vermeyi tercih etti. Bu durumu açıklarken de şu cümleyi kuracaktı: 

“Amacım, şiiri yükseltirken halkın yaşamının ve yaşam biçimlerinin de yükselmesine yardımcı olmak."

Gülten Akın’ın şiirleri pek çok farklı dile çevrilmesinin yanı sıra bestelenmiştir de. Ayrıca kendisi, kazandığı sayısız ödülün arasına Metin Altıok Şiir Ödülü ve Akdeniz Altın Portakal Şiir Ödülü’nü sığdırmayı da başarmıştır.

 

10) SİYAH-BEYAZ

Beni dünyadan ötelere götürdün
Kollarımı bağladın dur dedin
Tuz kokan geceler dur dedi
Durdum bekliyorum, gelme.

Ay aydınlık gece kara
Gözlerimin ardında karanlık ölesiye
Canlı ve cansız ne varsa sımsıkı
Bu saat daha yakın, daha el ele
Şimdi yalnızlığımdan utanıyorum
Durdum bekliyorum, gelme.

Bunu ta başından biliyordun
Bir gün buralarda sonuncu kalışım olacaktı
Ellerinin bir anlık şeklini tutacağım
Bozkırdan günün son treni geçecek
Ben her şeye ardından bakacağım
Bunu ta başından biliyorum
Durdum bekliyorum, gelme.

Artık ne sen konuşmalısın ne başkası
Yaşamak adına geçtik bütün değerleri
Beyazın en orta yerinde duydu yürek
Bu rüzgar tutmaz insanı uzun boylu
Bu rüzgar serseri

Şimdi kavramların ve cümle rüzgarların dışında
Durdum bekliyorum, gelme.

 

9) SENİ SEVDİM

Seni sevdim, seni birdenbire değil usul usul sevdim
'Uyandım bir sabah' gibi değil, öyle değil
Nasıl yürür özsu dal uçlarına
Ve günışığı sislerden düşsel ovalara

Susuzdu, suya değdi dudaklarım seni sevdim
Mevsim kirazlardan eriklerden geçti yaza döndü
Yitik ceren arayı arayı anasını buldu
Adın ölmezlendi bir ağız da benden geçerek
Soludum, üfledim, yaprak pırpırlandı, Ağustos dindi
Seni sevdim, sevgilerim senden geçerek bütünlendi

Seni sevdim, küçük yuvarlak adamlar
Ve onların yoğun boyunlu kadınları
Düz gitmeden önce ülkeyi bir baştan bir başa
Yalana yaslanmış bir çeşit erk kurulmadan önce
Köprüler ve yollar tahviller senetler hükmünde
Dışa açılmadan önce içe açılmadan önce kapanmadan önce
Nehirlerimiz ve dağlarımız ve başka başka nelerimiz
Senet senet satılmadan önce
Şirketler, vakıflar, ocaklar kutsal kılınıp
Tanrı parsellenip kapatılmadan önce
Seni sevdim.
Artık tek mümkünüm sensin

 

8) KIYAMET

Elyazını yaktım, dürüsttü ve aşınmamış
Sevgi sözcüklerini yaktım, hoyrattır onlar
Sıcaklığı saklı akarsuyu anlamazlar
Sorular, kurutur incitir sorarlar
Elyazını yaktım

Adresini yaktım
Yakmak gibiydi biraz da dünyayı, her şeyi
Bastığımız, düşümüzde gördüğümüz
Özlediğimiz, yaklaştığımız
Hayatım özlemdi, ansımaydı, düştü
Yaktım adresini şimdi özlem oldu hayatım

Resimleri yaktım birini saklasam dedim
En çok onu yaktım onu yaktım
Kış göğünü yaktım, bir kavak büyüttüm balkonumdan
Akşam desem değil, yangın desem değil
Dışarda apansız bir kıyameti yaktım

Sevgidir kendimi bildiğim, onunla başladım
Elyazın mı, adresin mi, resimlerin mi
Sen mi, ömrün mü
Çıkardım onları şimdi sakladığım yerden
Kıyameti, göğü, kışı, akşam sözlerini
Sevgiyi yaktım

 

7) AYRILAR GEMİSİ

Bunlar en mutlu günleri ayrılığımızın
Yanaşmadan özleminin limanlarına
Bir uzun hava içinde kendimiz kendimizin
Uzasın dönmenin saçları, çağırma uzasın

 

6) AKAN SUYU YAKALAYIP DURDURMAKTIR MEAL

kimse tanımasın için onları
şairler kimi sözcüklerini yok ettiler

bütün öyküleri yazıp tüketti
bir kendi öyküsü kaldı dışarda

kuşluğun son kuşu çekilirken
sular uzaklaşır kıyı genişler

işaret tırnağım boyandı, çıkmaz
bir kölenin gövdesine döndü gövdem

en ağır sınavdan en saf olan geçer
öder, geçer

 

5) İZLER

susup bekleyerek yaşlanıyordu
şeylerin uğultusu arasında
içi ağırlaştıkça rüzgara çıkıyor
siliyordu kendini durma

ağrıya ağrıya nara dönüştüğünde
açtılar içinden sözler çıktı
kem sözler, kırıcı davranışların izleri
aldanma gölgesi, ondurmayan bağışlama
“gitmeliyim” çıktı, “dönmemek üzere bir daha”
“artık herkesin yüzüne
bütün düşündüklerimi”
“yalnız olmalıyım” çıktı.
derinlerde sır tutmuş
bir eski sevda.

 

4) İÇİME DAMLAYANLAR

raylar
düğümlenen yollar, tren
bir gün
ümit etmediğim bir gün
alıverecekler seni benden.
neler götürdüğünü bilmeyecek
düşünmeyeceksin.
belki döneceksin
düşerken yıldızım bir selvi gölgesine
belki de ömür boyu bekleteceksin.
ilk çiğdemle gel
ne var ki dünyada
kaybedip bulmaktan güzel?
demesi kolay ama
öylesine yanıyor ki içim
bir garip çöl yolcusu gibiyim.
doymak için susuzluğuna
seni yudum yudum değil
damla damla içeceğim

 

3) KESTİM KARA SAÇLARIMI

Uzaktı dön yakındı dön çevreydi dön
Yasaktı yasaydı töreydi dön
İçinde dışında yanında değilim
İçim ayıp dışım geçim sol yanım sevgi
Bu nasıl yaşamaydı dön.

Onlarsız olmazdı taşımam gerekti kullanmam gerekti
Tutsak ve kibirli –ne gülünç öfke be-
Gözleri gittikçe iri gittikçe çekilmez
İçimde gittikçe bunaltı gittikçe bunaltı
Gittim geldim kara saçlarımı öylece buldum.

Kestim kara saçlarımı –n’olacak şimdi-
Bir şeycik olmadı deneyin lütfen
Aydınlığım deliyim rüzgarlıyım
Günaydın kaysıyı sallayan yele
Kurtulan dirilen kişiye günaydın

Şimdi şaşıyorum bir toplu iğneyi
Bir yaşantı ile karşılayanlara
Gittim geldim kara saçlarımdan kurtuldum.

 

2) UZUN YAĞMURLARDAN SONRA

Sen yağmurlu günlere yakışırsın
Yollar çeker, uzak dağlar çeker uzak evler
Islanan yapraklar gibi yüzün ışır
Işırsa beni unutma

Alır yürür sıcak mavisi gökyüzünün
Kuşlar döner uzun yağmurlardan sonra bir gün
Bir yer sızlar yanar içinde büsbütün
Her şeye rağmen ellerin üşür
Üşürsen beni unutma

Yeni dostlar yeni rüzgarlar gelir geçer
Yosun muydum, kaya mıydım, nasıl unuttular
Kahredersin başın önüne düşer
Düşerse beni unutma

 

1) DELİ KIZIN TÜRKÜSÜ

III

Sana büyük caddelerin birinde rastlasam
Elimi uzatsam, tutsam götürsem
Gözlerine baksam gözlerine konuşmasak
Anlasan

Elimi uzatsam, tutamasam
Olanca sevgimi yalnızlığımı
Düşünsem hayır düşünmesem
Senin hiç haberin olmasa
Senin hiç haberin olmaz ki
Başlar biter kendi kendine o türkü

Yağmur yağar akasyalar ıslanır
Bulutlar uçuşur gecelerin
Ben yağmura deli buluta deli
Bir büyük oyun yaşamak dediğin
Beni ya sevmeli ya öldürmeli

Yitirmeli büyük yolların birinde ne varsa
Böcekler gibi başlamalı yeniden
Bu Allahsız, bu yağmur işlemez karanlıkta
Yan garipliğine yürek, yan
Gitti giden

 

 

 

Yorumlar (0)

Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.

Yorum Bırakın