Stefan Zweig’ın Kaleminden 10 Yalnızlık Cümlesi

Stefan Zweig’ın Kaleminden 10 Yalnızlık Cümlesi
0 Beğen
0 Yorum

Dünya edebiyatının en önemli isimlerinden birisi olan Stefan Zweig, 28 Kasım 1881 tarihinde Avusturya’nın Viyana şehrinde doğdu. Aristokrat bir aileye sahip olmasından ötürü oldukça özenli bir eğitim alan yazar; Fransızca, İtalyanca, Latince ve Yunanca öğrendi. Viyana Üniversitesi’nde Felsefe okuduktan sonra ise “Gümüş Teller” isimli ilk şiir kitabını yayımladı (1901).

Stefan Zweig, 1927 yılına gelindiğinde; “Duygu Karmaşası”, “Yıldızın Parladığı Anlar” ve “Tarihsel Baş Minyatür” isimli kitaplarını okurlarıyla buluşturdu. Yaklaşık 6 yıl sonra ise Naziler iktidarı ele geçirince, sırf Yahudi olduğu için eserleri yakılan isimler arasına ne yazık ki o da girdi. Hatta bununla da yetinmeyen Naziler, Zweig’ın evini bile bastılar. Tüm bu yaşadıklarını kabullenemeyen ünlü yazar da çareyi Londra’ya iltica etmekte buldu. Ancak burada da istediği huzura kavuşamayınca sırasıyla Portekiz, ABD, Arjantin, Paraguay ve Brezilya’ya gitti. Brezilya’da olduğu sırada kendisini daha iyi hissetmesinden ötürü “Satranç” isimli romanını kaleme aldı ve dünya çapında ses getirdi. (Stefan Zweig kitaplarını hangi sırayla okumanız gerektiğini öğrenmek istiyorsanız buraya tıklayabilirsiniz.)

Eserlerinde genel itibariyle; intihar, çaresizlik ve yalnızlık temalarını ustalıkla işleyen yazar; bu alandaki sarsılmaz yeteneğiyle beraber hala daha belirli bir kitleyi kendisine hayran bırakmayı başarıyor. Ona göre yalnızlık; bazen kalabalıklar içerisinde tek başına kalmak gibi hissettirirken, bazen de ne bir sesin ne de bir nefesin duyulduğu dayanılmaz bir hiçlik duygusu, bir dipsiz kuyudur. İşte bu içerikte, Stefan Zweig’ın yalnızlığa dair kurduğu o dokunaklı cümleler var… Herkese keyifli okumalar dilerim.

 

10) “Bütün yalnızlar gibi özgür ve bütün özgürler gibi yalnızız.” / BİR KADININ YAŞAMINDAN YİRMİ DÖRT SAAT

 

9) “Tek başına kaldığında soğuktu, hiçbir işe yaramıyordu; kutusunda unutulmuş bir kibrit gibiydi.” / YAKICI SIR

 

8) “Yalnız kaldığında, çaresiz ve savunmasızken her şey ona daha farklı, daha soğuk, daha acımasız görünüyordu.” / YAKICI SIR

 

7) “Yalnızlık onun evi olmuştu.” / NIETZSCHE’NİN YEDİNCİ YALNIZLIĞI

 

6) “Birbirimize yabancıydık; yalnızlığımızın içinde yan yana yatıyor ve birbirimizden nefret ediyorduk.” / BİLİNMEYEN BİR KADININ MEKTUBU

 

5) “İnsan bazen yalnız kalmaktan değil, kendisiyle baş başa kalmaktan korkar." / SATRANÇ

 

4) “Oysa onun yalnızlığı bütün dünyayı örter, bir uçtan bir uça bütün hayatını kaplar.” / KENDİLERİYLE SAVAŞANLAR

 

3) “Ve yalnızlığı, içinde barındırdığı bütün korkularla birlikte karanlıkta onu gözetliyordu yine.” / KIZIL

 

2) “O da kadınların çoğu gibi tümüyle başkalarının ruh halinden besleniyordu. Arzulandığı zaman güzeldi, zeki insanların arasında nüktedandı, gururu okşandığında kibirliydi, sevildiği zaman aşıktı. Ondan çok şey istendikçe o daha fazlasını verirdi. Ama onunla kimsenin konuşmadığı, onu kimsenin görmediği, duymadığı, arzulamadığı yalnızlığı sırasında çirkinleşmiş, sersemleşmişti. Çaresiz kalmış ve mutsuz olmuştu. O ancak yaşamın içinde canlanırdı, yalnızlıkta çöküp gölgeye dönüşürdü." / BİR ÇÖKÜŞÜN ÖYKÜSÜ

 

1) “İnsanlar, ruhlarındaki boşluğu ve yalnızlığı; üzerlerine geçirdikleri geçici parıltılarla, lüks etiketlerle ve dış dünyanın onayını alacak markalarla örtmeye çalışıyorlar.”/ SABIRSIZ YÜREK

 

 

 

 

 

 

Yorumlar (0)

Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.

Yorum Bırakın