Defalarca izlediğim ve her defasında yeniden heyecanlandığım keşke devamı gelse dediğim o film...
Bazı filmleri bir kez izlersiniz ve biter. Ki bu filmlere kendi açımdan örnek vermem gerekirse Hamnet ve Nocturnal Animals. Her iki filmde duygusal açıdan beni sarstığı için bir daha açıp izlemeye cesaret edemedim. Konuya dönmek gerekirse...Bazı filmler vardır ki peşinizi bırakmaz; televizyonda ya da herhangi bir reels olarak gördüğümüzde bile "sadece bir sahneye bakayım ya" dersiniz ve kendinizi kapanış jeneriğini izlerken bulursunuz. Dünya Savaşı Z benim için tam olarak böyle bir film. Kaç kez izlediğimi unuttum, ama ilk sahnelerdeki o dehşet verici gerilimin beni her seferinde yeniden içine çektiğini çok iyi hatırlıyorum.
Kıyamet bir trafik sıkışıklığında başlıyor
Film bizi uzun uzun bu senaryoya hazırlamıyor. Birleşmiş Milletler'de müfettiş olarak çalışmış ama yazdığı kitapta yer verdiği eleştiriler nedeniyle "zorunlu" olarak emekliye ayrılmış Gerry Lane ve ailesi sıradan bir sabah trafiğinde hayatlarının olağan akışında ilerlerken, Philidephia şehri ile birlikte tüm dünya eş zamanlı bir şekilde cehenneme dönüşmeye başlıyor. Bu açılış sekansının en büyük başarısı, felaketi Leon Kennedy ya da Chris Redfield gibi güçlü bir kahramanın değil, olan biteni anlamaya çalışan; ailesini korumak isteyen çaresiz bir babanın perspektifinden bakması. Ne olduğunu o an izlerken biz de bilmiyoruz, aynı şekilde Gerry'de...Panik duygusunun insana verdiği o dehşet kalbinin hızlıca atması ve korku içinde "ne olacak şimdi?" diyebilmek filmin hissettirmek istediği o duygular arasında.

Süper kahraman değil, hayatta kalmaya çalışan baba
Se7en, Fight Club, Troy, Bullet Train ve F1’den tanıdığımız Brad Pitt’in canlandırdığı Gerry, eski bir Birleşmiş Milletler araştırmacısı olduğu için olayları çözerken fiziksel gücünü değil, deneyimleri sayesinde edindiği gözlem yeteneğini ve soğukkanlılığını kullanıyor. Abartıdan uzak, rolü içselleştirmiş bir performans sergileyen Pitt, filmi bir atom olarak düşünürsek onun çekirdeği gibi. Dünya bu kadar büyük bir felaketin içindeyken ailesini güvende tutmak isteyen, olayı araştırmak için çıktığı yolculuklarda defalarca ölümün kıyısına gelen ve tüm bunlara rağmen ailesine dönmeye çalışan bir adamın hikâyesi yatıyor karşımızda. Çatıdaki sahne bunun en iyi örneklerinden biri: zombi kanı bulaşan Gerry, enfeksiyon belirtisi gösterirse ailesini tehlikeye atmamamak için kendini aşağı atmayı göze alarak “bin bir, bin iki…” diye on ikiye kadar sayıyor. Kahramanı bu kadar insani kılan şey, tam olarak bu tür küçük ama ağır anlar.

Philiadephia'dan Galler'e Uzanan Bir Araştırma
Philadelphia’dan güç bela bir şekilde kaçan Lane ailesi, Gerry’nin eski meslektaşı Thierry Umutoni’nin yardımıyla Atlantik’teki bir donanma gemisine alınıyor. Virolog Andrew Fassbach, salgının bir virüs olduğunu ve aşının kaynağın bulunmasına bağlı olduğunu söylüyor. Gerry de ailesi gemiden atılmasın diye göreve katılmayı kabul ediyor. Fassbach'ın virüs hakkında konuşurken, "Doğa Ana bir seri katildir. En yaratıcı olanıdır da. Ama tüm seri katiller gibi o da yakalanmak ister. Arkasında her zaman bir ipucu bırakır. En zor kısım, bazen bu ipucunun onun en güçlü yanının içinde saklı olmasıdır." demesi de aslında filmin gidişatını felsefik bir cümleyle açıklaması da zekice. The Last Of Us dizisinin açılış sahnesinde de buna benzer bir replik vardı, bu tarz replikler bu konudaki filmleri izlenebilir ve ilgi çekici kılan şeylerden birisi. En azından benim gibi bu türü seven kişiler için...
İlk durağımız Güney Kore'de yer alan ABD askeri üssü. Oraya giderek Fassbach araştırma yapacak ve Gerry ise onu koruyacaktı. Teorikte güzel plan olsa da evdeki hesap çarşıya uymaz ve Fassbach'ın ani ölümü sonrası tüm olayları çözmek Gerry'nin üzerine vazife olunur.
Hapisteki eski bir CIA ajanı da kendisine Kudüs'e gitmesi gerektiğini Mossad'ın salgın resmi olarak kabul edilmeden önce sadece e-postalar içerisinde yazan "zombi" kelimesi yüzünden ilginç bir şekilde tüm ülke tecrit altına alınıyor. Gerry, Kudüs'te yüksek rütbeli bir Mossad yetkilisi olan Jurgen Warmbrunn ile tanışırak Güney Kore'de elde ettiği ipuçları hakkında kendisine sorular sorar. Mossad, zombilerle savaşan askerleri anlatan Hindistan askeri yayınlarını ele geçirmiştir. Böylece Kudüs'ün etrafına devasa duvarlar dikmeleri için harekete geçmişlerdi. Warmbrunn, şehir etrafında kendisine eşlik ederek ilk hastayı unutmasını ve saklanacak bir yer bulmasını söyler. İsrail, milliyeti ne olursa olsun enfekte olmamış mültecileri kabul etmeye devam ediyordur. Kontrol noktalarından geçen mülteciler, duvarlardaki gardiyanların dikkatini dağıtarak mikrfonlarla şarkı söylerler. Gürültüden etkilenen, şehri kuşatan zombi yığınları duvarların üzerinden tırmanarak insan kalabalığının içine düşerler.
Gerry kendisini korumak için eşlik eden askerlerle birlikte kaçarken, yaşlı bir adamı ve bir deri bir kemik kalmış çocuğu görmezden gelen zombileri fark ediyor. Gerry, ölen virologun sözlerini ve zombilerin bazı insanlara dokunmadığı vakaları hatırlar ve onların enfekte olduğunu, ancak diğer bazı ölümcül enfeksiyonları ve zombilerin sadece sağlıklı kurbanları seçtiğini varsayar. Cardiff'e giden yolda da kendilerini daha büyük bir felaket bulsa da, Gerry Segen ile birlikte hayatta kalarak Dünya Sağlık Örgütü'nün Cardiff tesislerine varmayı başarıyor.
Elbette vardıklarında hoş karşılandıklarını söylemek çok zor. Merkezin baş doktoru, Gerry'ye kim olduğunu ve buraya ne amaçla geldiğini sorar. Gerry ise elindeki telefonu kullanırsa sorusuna cevaplayacağını belirtir. Thierry'nin onlarla iletişim kurmasından sonra, olayların iç yüzü gelişmeye başlar.
Gerry bir teori ortaya atıyor: Zombiler ölümcül hastalığı olan ya da ağır yaralı insanlara dokunmuyor, çünkü onlar virüs için uygun konak değil. Çözüm de buradan çıkıyor: Ölümcül ama tedavi edilebilir bir patojenle kendilerini enfekte eden insanlar, zombilerin gözünde görünmez olabilir. Ancak laboratuvardaki patojen örnekleri, tesisin zombilerle dolu bir bölümünde duruyor.
Gerry, Segen ve tesisin baş doktoru sessizce laboratuvara sızmaya çalışıyor ama zombileri uyandırıyor. Kovalamaca sırasında üçü birbirinden ayrılıyor; Segen ile doktor geri çekilmek zorunda kalıyor, Gerry ise tek başına patojen kasasına ulaşıyor. Dönüş yolunda karşısına tek bir zombi çıkıyor. Başka çaresi kalmayan Gerry, teorisini sınamak için kendine patojenlerden birini enjekte ediyor. Kapıyı açtığında zombi ona dokunmadan yanından geçip gidiyor ve Gerry örnekleri alıp zombilerle dolu koridorlardan yürüyerek çıkıyor. Bu sahne, filmin diğer bölümlerindeki büyük aksiyonun yanında çok sessiz ve bence tam da bu yüzden çok daha gergin.
Gerry ve Segen, Kanada’nın Nova Scotia eyaletindeki Freeport’ta kurulan güvenli bölgeye ulaşıyor. Gerry burada ailesine kavuşuyor. Onun sayesinde kısa sürede geliştirilen kamuflaj aşısı, siviller için enfekte bölgelerden güvenle çıkmanın, ordular için ise zombilerle daha etkili savaşmanın yolunu açıyor.
Final savaşın bittiğini söylemiyor; Gerry’nin sesiyle mücadelenin daha yeni başladığını duyuyoruz. İnsanlığın elinde ilk kez bir silah değil, bir tür kamuflaj var ve bence filmi özel yapan şey de bu: Savaş güçle değil, akılla kazanılıyor. Devam filmini bu kadar çok istememin nedenlerinden biri de tam olarak bu. Devam filmi için David Fincher çıkıntılık yapmasaydı belki de şu an ikinci hatta üçüncü filmi bile izliyor olabilirdik. Yazının son kısımlarında bu filmin Fincher ile alakasını da ekleyeceğim, bu detay aklıma geldikçe kendisine hala söylenirim. En sevdiğim ile en nefret ettiğim yönetmen olma arasında gidip geliyor kendisi ama genel olarak kendisinden nefret ettiğimi söylemem biraz öznel ve bu incelemenin amacı dışına çıksa da özgürce bunu belirtmek istiyorum.
Bunun sebebine daha sonra farklı bir yazıda nesnel bir şekilde değineceğim ama konumuza geri dönelim.

Yapım ve Künye
Brad Pitt’in hem başrolünü hem de yapımcılığını üstlendiği, Max Brooks’un aynı adlı romanından uyarlanan 2013 yapımı Dünya Savaşı Z, insanlarla zombiler arasındaki sıra dışı bir savaşı anlatıyor. Filmi Marc Forster yönetti; Brad Pitt’in yapım şirketi Plan B, romanın haklarını satın alıp projeyi Paramount çatısı altında hayata geçirdi. Film Aralık 2012’de vizyona girecekti ama yeniden kurgu, yeniden yazım ve ek çekimler yüzünden ertelendi. Sonuçta gişede zombi filmleri arasında hasılat rekoru kırdı.
Devam Filmi: 14 Yıl Sonra Gelen Müjde
Marc Forster’ın yönettiği film en baştan üçleme olarak tasarlanmıştı. Devam filmi için önce J. A. Bayona’nın adı geçti ama Bayona 2016’da projeden ayrıldı. 2017’de ise Fight Club, Se7en ve Gone Girl gibi filmlerin yönetmeni David Fincher’la anlaşıldı. 2018’de başlaması beklenen çekimler, Fincher’ın o dönem Netflix için çalıştığı Mindhunter dizisi yüzünden ertelendi. Plan B’den yapımcı Dede Gardner çekimlerin Haziran 2019’da başlayacağını doğrulamıştı; ancak Şubat 2019’da, bildirildiğine göre bütçe sorunları yüzünden proje tamamen rafa kalktı.
Fincher, 2023’te The Killer’ın tanıtımı sırasında GQ UK’e verdiği söyleşide, planladıkları devam filminin biraz The Last of Us’a benzediğini söyledi ve çekilmediği için memnun olduğunu belirtti; çünkü The Last of Us aynı temaları işlemek için çok daha geniş bir alana sahipti. Fincher ayrıca kendi versiyonlarının Max Brooks’un romanına yakın olmadığını, ama bu yönde bir devam filmi fikrinin konuşulduğunu da ekledi. Kendi versiyonuna yakın olmaması ne demek ise artık, çoğu filmi özellikle Zodiac kendi versiyonuna sahip değil. Fincher ile alakalı konuşmaya başladıkça konunun özünden çıkmaya başladığımı fark ettim, neyse devam ediyorum. Fincher yine söylüyorum: Başka bir yazının konusu ve bu yazı yüzünden sinefil dünyası beni çarmıha gerebilir.
Yıllar süren bu sessizlik 2026’da bozuldu, yıllar süren sessizlik ise neredeyse 14 yıl...Paramount, Nisan 2026’daki CinemaCon’da devam filminin aktif geliştirme aşamasında olduğunu açıkladı. Eylül 2026’da ise Brad Pitt’in Gerry Lane rolüne döneceği, filmi Conclave ve Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok’un yönetmeni Edward Berger’in çekeceği ve senaryoyu Utopia dizisinin yaratıcısı Dennis Kelly’nin yazacağı duyuruldu. Yapımcılar Brad Pitt, Dede Gardner ve Jeremy Kleiner; Berger ise yönetici yapımcı olarak projede yer alıyor. Pitt ve Berger daha önce The Riders filminde birlikte çalışmıştı ve haberlere göre devam filmi fikri o çekimler sırasında konuşulmuş. Filmin konusu ve vizyon tarihi henüz açıklanmadı ama ön görülen tarih 2028 yılı. Resmi bir açıklama yok tarih ile ilgili ama benim ve bazı kaynakların ön gördüğü tarih bu şekilde. Eğer resmi açıklama gelirse zaten haberini yayınlarım o ayrı bir konu.
Ben bu filmi izlemeye devam edeceğim, çünkü bazı filmler yüzüncü izleyişte bile ilk günkü heyecanı veriyor. Gerry’nin yolculuğunun nereye varacağını, dünyanın bu salgınla nasıl baş edeceğini ve Berger’in bu dünyaya nasıl bir ton katacağını görmek için sabırsızlanıyorum.







Yorumlar (0)
Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.
Yorum Bırakın