Birbirlerinin Her Şeyi Olan İnsanların Hikâyesi: Arkadaşlarım - Fredrik Backman

Birbirlerinin Her Şeyi Olan İnsanların Hikâyesi: Arkadaşlarım - Fredrik Backman
4 Beğen
0 Yorum

 

Aylar önce izlediğim bir videodan sonra dilimize kazandırılmasını sabırsızlıkla beklediğim o kitaba sonunda kavuştum ve hemen okumaya başladım. Beklediğime değmiş gerçekten, çünkü bana her duyguyu doyasıya yaşatan muazzam bir kitap okudum.

Fredrik Backman ile tanışmamı sağlayan Arkadaşlarım’ı çok ama çok sevdim ve yazarın diğer kitaplarını da listeme ekledim. Fakat benim bu yazarla yolculuğa çıkmamın nedeni sevgili dostum Burak aslında. Öyle güzel anlattı ki kitabı, çok teşekkür ediyorum ona. Elif Derviş ve Burak’ın ‘’My Friends’’ hakkındaki söyleşilerini keyifle dinledikten sonra kitabı çok merak ettim. O zamandan bu zamana kadar bahsettikleri bu romanın tüm detaylarını unutmuştum ama fazlasıyla etkilendikleri aklımda kaldı hep. İyi ki o detayları unutmuşum; sıfır bilgiye sahip bir okur gibi okudum ve böylesi çok daha heyecanlı.

 

Video Link

 

Arkadaşlarım’ı canım arkadaşlarımla birlikte okudum ve onlarla müthiş ötesi bir yolculuğa çıktığım için çok şanslıyım. ‘’Burak ve Behiye’’ benim sevgili okur dostlarım, onların kitap önerilerini çok seviyorum ve bayıldıklarına ben de bayılıyorum. Minik grubumuzda aynı satırların altını çizip sayfaları çevirirken yaşadığımız şey çok güzel ve özeldi. Zaten apayrı bir lezzet aldığımız kitaptı, paylaşımlarımız bu lezzetin yoğunluğunu artırdı. Bu her şeye rağmen dost kalan, birbirlerini sevip inanan arkadaşların hikâyesi olduğu için, böyle harika bir kitabı çok sevdiğim dostlarımla okumuş olmak çok anlamlıydı, iyi ki varlar. Ayın sonunda kendi aramızda kitabı konuşup değerlendireceğimiz bir toplantımız olacak, o günü heyecanla bekliyorum. Hem keyifli hem de hüzünlü saatler yaşayacağız gibi. Şimdi kitaptan bahsedebilirim artık.

 

 

Ted, Joar, Ali, KimKim, Louisa, Fish ve Christian… Hepsini şimdiden çok özledim. Çünkü onlarla kurduğum bağ, aralarındaki dostluk ve sevgi kadar derin. On dört yaşlarındaki dört arkadaşın, herkesten ve her şeyden kaçıp birbirlerine sığındıkları ve tutundukları bu enfes dostluk hikâyesi sadece onları değil, onların etrafındakileri de içine alan zarif ve güçlü bir anlatı. Ağlarken güldürdü, güldürürken hüzünlendirdi ve düşündürdü. Tıpkı hayat gibi bir kitap; bir an sonra ne olacağını bilmediğimiz, duygulardan düşüncelere sürüklendiğimiz, sevindiğimiz, kırıldığımız, hayat gibi bir roman.

Louisa on sekiz yaşına girmek üzere bir ergen ve elinde olan tek şey bir tablonun kartpostalı… Çok yakın dostunu yeni kaybetmiş ve ailesi diyebileceği kimse yokken çantasında taşıdığı o kartpostala tutunuyor, hem de çok uzun bir zamandır. Artık beklemekten vazgeçip o tablonun hikâyesiyle tanışmak istiyor. Sanatın ve sanat tutkusunun insanlar üzerindeki gücünü iliklerime kadar yaşadığım bir okuma deneyimiydi. Louisa, hikâyeyi öğrenme yolculuğunda kendini bulma arayışına da çıkıyor. O tablodaki detaylarla da birer birer tanışmış oluyorum böylece.

 

 

Dünyaca ünlü bir sanatçının yaptığı ‘’Denizinki’’ adlı tablonun hikâyesi çok dokunaklı ama eğlenceli de. Ailelerinden, okuldan, onları oldukları gibi kabul etmeyen insanlardan uzaklaşıp kimsenin uğramadığı bir iskelede gülüp eğlenen, şakalaşan ve dertleşen dört arkadaşın hayatı ve yaşadıkları inanılmaz derecede etkiledi beni. Hiçbir şeyden haberi olmayan Louisa gibi merakla, heyecanla, şoklar içinde, gülerek, bazen de ağlayarak çevirdim sayfaları. Yazarın tarzı çok doğal, samimi ve basit fakat bölümler arasında soluklanma ihtiyacı duydum. Çünkü yaşananların ağırlığı altında ezildim. On dört yaşındaki çocukların duruşları ve tepkileri, benim girdiğim ruh hallerinden çok daha iyiydi galiba. Yine de hepsine sarılmak istiyorum, her bir karakterin bende yarattığı hisler ve bıraktıkları izler çok başka oldu. Ama Christian’ın yeri özellikle ayrı, yalnızca bir iki bölümde geçtiği halde beni mahvetmeyi başardı.

 

 

Farklılığa tahammül etmeyen, normalliği savunan, anormali dışlayan, aynı evin içinde birbirini olduğu kabul etmeyen insanların sayısı gittikçe artıyor. Anlayışsızlık, saygısızlık, ilgisizlik ve sevgisizlik adeta bir dolu gibi üzerimize yağarken ‘’Arkadaşlarım’’ kanayan yarama pansuman yaptı. Çünkü kitaptakiler gibi hassas bir kalple yaşıyorsanız kolay değil hiçbir şey, aslında hayat güzel de insanlar zorlaştırıyor. Birbirimizin yaralarını deşmeyelim, kabuk bağlayanları da zorla koparmayalım yerinden, en önemlisi de yeni yaralar açmayalım içimizde. İnce düşünceli, nezaketli ve sevgi dolu olmak varken neden kaba ve kötü olmayı seçer ki insanlar?

 

 

Arkadaşlarım’ın sevdiğim bir diğer yönü de yalnızca çocukların değil, yetişkinlerin bakış açılarını da müthiş ötesi bir şekilde yansıtıyor. Travmatik çocukluğumuz, geçmişimiz, anılarımız, kayıplarımız, yas, intihar, bağımlılık, hastalıklar ve daha birçok şeyin sığdırıldığı bu kitapta epey gözyaşı döksem de umudum hep diri kaldı. Ne olursa olsun, her zaman umudu hissettirdiği ve hatırlattığı için Backman’a minnettarım. Ağlatması da güldürmesi de yerindeydi. Öyle olmasa bile gıkımı çıkarmam. Çünkü fazlası var, eksiği yok. Hikâye gelişiminin sırasıyla değil de dağınık bir kurgunun içinde var olmasına bayıldım. Minik detayların içimi sıcacık yapması ve kasvetin içinde bile huzuru yaşatması mükemmeldi. Tahmin edilmesi imkânsız bir okuma serüveninde ters köşeleriyle de şaşırttı beni. Bu kadar sade bir üslupla olağanüstü bir roman yaratması da ne kadar muazzam bir eser okuduğumu kanıtlıyor. Bu başarı yalnızca yazarın değil, çevirmeni ve editörü de tebrik ediyorum. Elif Nihan Akbaş’ın çevirisi muhteşemdi. Kapak tasarımına da bayıldım. Kairos Kitap’ın ve emeği geçen herkesin emeklerine, yüreklerine sağlık. Onlar sayesinde bu harika kitapla buluşabildik.

 

 

''Arkadaşlarım'' hakkında yazmak ve konuşmak istediğim o kadar çok şey var ki… Fakat sizler için burada bırakıyorum, tarif edemeyeceğim şeylerle doluyum. Tam olarak ‘’anlatılmaz, yaşanır’’ kitabı okudum. Arkadaşlarım’ı çok sevdiğimi anlamışsınızdır diye düşünüyorum, doğrusu bayılmama rağmen yazmakta zorlandım. Her duyguyu coşkulu bir biçimde yaşamak beni çok etkiledi sanırım. Çok fazla içselleştirdim onları ve tabii ki yaşadıklarını da. Asla unutamayacağım bir okuma deneyimi olacak.

 

‘’Bunu bir kez deneyimlediyseniz asla unutamazsınız. Deneyimlemediyseniz de muhtemelen açıklamanın bir yolu yoktur.’’ (Romanda birkaç kez geçen tatliş bir alıntı, benim okuma deneyimimin bir özeti sanki)

Okuduğunuz için teşekkür ederim. Başka kitap yorumlarımda buluşmak dileğiyle, sevgiler!

 

Yorumlar (0)

Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.

Yorum Bırakın