Edebiyat, Zaman ve Okumak Üzerine Denemeler: Zamanla Aynı Kumaştan

Edebiyat, Zaman ve Okumak Üzerine Denemeler: Zamanla Aynı Kumaştan
2 Beğen
0 Yorum

 

2025’te Banu Yıldıran Genç’in Yan Yana Durduğumuz Zamanlar’ını  okumuş ve çok sevmiştim. Yazarların anılarını, gündelik yaşamlarını ve daha birçok konuyu ele aldıkları bu denemeleri okumak her anlamda keyifli bir edebiyat yolculuğu sunuyor. Yazıp çizdikleri konuları kitaplarla, edebiyatla ilişkilendirdikleri bu denemeler sayesinde okuma listem sonsuzluğa doğru uzuyor. Her bölüm kitaplara bağlandığından dolayı başka türlüsü mümkün olmazdı ki.

İncelememe Banu Hanım’ın kitabından bahsederek başlamamın bir sebebi de denemelerle olan ilişkimi çok daha ileri bir seviyeye taşımasıdır. Bu kitapla tanıştıktan sonra bir dönüm noktası yaşadım. Böyle kitapların hepsini kitaplığıma doldurup okuma isteği oluştu içimde. Yazarın Geri Döndüğüm Yerler’ini  de alıp okuyacağım yakın zamanda. Meltem Gürle’nin iki kitabını da (İrlanda Defteri ve Kırmızı Kazak) bu yıl içinde okudum mesela. Hepsi çok güzel, bayılıyorum.

 


Zamanla Aynı Kumaştan’ı  çıktığı gün gördüm, yazarı da uzun zamandır takip ediyordum zaten. Dergilerde ve çeşitli platformlarda yayımlanan yazılarını okumamıştım (bir saniye, utanıp geliyorum), ama bu kitabı hemen edinmek istedim. Alt başlığı ‘’Edebiyat, Zaman ve Okumak Üzerine Denemeler’’  olan kitabın tanıtım bültenini okur okumaz seveceğimi anladım. Sevdiğim yazarların adını görmek bile yeterli oldu bunun için. Marcelciğim Proust gibi mesela. Okuma zevkimizin uyuştuğu okurların ve yazarların ürettiklerini okumayı çok seviyorum. Sezen Ergen Breitegger’in ilk kitabı Zamanla Aynı Kumaştan  bu ihtiyacımı fazlasıyla karşılayacak bir kitaptı, öyle de oldu. 

 


Çocukluğumdan beri kitapların yeri her zaman çok başkaydı. Okumakla kurduğum bu ilişki, bazen hayat koşturmacası ve gençlik heyecanı yüzünden sekteye uğrasa da bağımız kopmadı hiç. Son yıllardaysa bir hobi olmaktan çıktı, edebiyat benim her şeyim oldu. Çocukluğumda gözlerimin bozulması ve yalnız kalmak uğruna, saatlerce okuduğum o kitapların heyecanı geçmişte kaldı; otuz yaşımda yaşadığım edebi tutkunun evrildiği yeri de seviyorum. Her şey zamanında güzeldir belki de. ‘’Zaman’’ dedim, Kayıp Zamanın İzinde’den  sonra hayata ve edebiyata karşı bakışımı değiştiren Proust’un, benim zamanıma olan etkisini nasıl anlatabilirim ki? 

 

 

İşte, böyle kitaplarda yazarlar anlatılması tarifsiz şeyleri ne de güzel aktarıyorlar bize. Her satırda kendi düşüncelerime rastlıyorum, her sayfada mutluluğum artarak devam ediyor. Bazen de hüzün doluyor içim. Sanki yazarla birlikte kahvelerimizi yudumlarken, kitaplığının yanında sohbet ediyormuşuz gibiydi. Tek bir dünyayı paylaşıyoruz; sorunlarımız ortak, dert edindiğimiz meseleler aynı. Ufak tefek yaşayış farklılıkları olsa da edebiyatla kurduğumuz bu ilişkiler; aynı kitapların okurlarını ve yazarlarını da bir araya getiriyor ister istemez. Sosyal medya çağında bu yakınlığın boyutu daha da arttı, bence güzel de oldu.

 


Zamanla Aynı Kumaştan’ın kısımları, birbirlerinden farklı konuları samimi bir üslupla ele alırken, konunun detaylarını da kitaplarla derinleştiriyor. Bu kitapların bazılarını okudum, okumadıklarımı da edinmek istedim hemen. Hatta renkli yapışkanlı kâğıtlarla işaretledim onları, unutmamak için. Okuduğum kitaplar hakkında yazılanlara da kayıtsız kalamadım, zaten kitaptaki hiçbir şeye bu gözle bakmadım. Bu kısımları kalplerle doldurdum, çünkü o kitapları okurken benzer etkilerle yoğrulmuşuz ikimiz de. Her sayfada altını çizdiğim en az bir cümle var; şöyle bir karıştırdım da şimdi, sayfa kenarlarına da bir sürü not almışım. Bana bu hissi yaşatan kitapları çok seviyorum; bu dolu dolu bir edebiyat coşkusu galiba. Okumaya, kitaplara ve edebiyata olan tutkumuz hiç bitmesin o zaman. 

 

 

Okuduğunuz için teşekkür ederim. Başka kitap yorumlarımda buluşmak dileğiyle, sevgiler!

 

Yorumlar (0)

Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.

Yorum Bırakın