Arjantinli yazar Agustina Bazterrica ile Değersizler sayesinde tanıştım. Sevgili dostum Burak'ın vesilesiyle okudum aslında, o Değersizler’den öyle çok etkilenmişti ki evinin bir köşesinde kitap kapağının tablosu bulunuyor. Kapak harika; kitabın karanlık atmosferini öne çıkarmış gerçekten. Seda Ersavcı çevirisiyle Siren Yayınları’ndan çıkan bu kitabın her şeyine bayıldım. Çevirisi ve tüm detaylarıyla müthiş bir parça, emeklerine sağlık.

Geceyi ve korkusuzluğu tüm çıplaklığıyla yansıtıyor ve kasvetli atmosferin eşliğinde ürpererek, bazen de yutkunarak okudum kitabı. Kavurucu yaz sıcaklarının ortasında üşüten bir kitap okumak çok iyi geldi fakat çok zordu. Başlarda içine girmekte zorlandım ama sonra sayfaları nasıl çevirdim hatırlamıyorum bile.
Distopik kurgu okumayı çok seviyorum ve son zamanlarda bu türde okuduğum en iyi kitaplardan biriydi Değersizler. Yapay Zeka çoktan dünyayı ele geçirmiş, hatta her şey mahvolmuş bile. İklim krizi, doğal afetler, savaşlar, açlık, susuzluk gibi mücadelelerin içinde bir avuç kalan insanlar var olmaya çalışıyor. Bazıları ölüyor, bazıları da öldürülüyor. Öldürmeyi tercih edenler de var elbette. Tüm bunlardan kaçıp bir manastıra sığınıp kurtulanlar da var tabii. Ama bu gerçekten bir kurtuluş mu?

‘’Kutsal Kız Kardeşlik’’ böyle bir zamanda bile hiç sıradan bir topluluk değil. İçinde birkaç sınıfa ayrılan bir kast sistemine sahip ve ürkütücü biçimde totaliter, bağnaz bir tarikat. Ve ben tarikatlardan nefret ediyorum; tıpkı günlüğünü okuduğum isimsiz kadın anlatıcı gibi. Orada burada saklanarak yazılan bu satırlar basit bir günlükten çok daha fazlasına dönüşüyor; bir direnişin vahşet dolu öyküsüne.
Değersizler’den bir kadının anlattıklarıyla yetinmek zorunda kalıp heyecanlandığım bu kitapta, anlatımın aniden kesilmesi çok etkileyici. O an başına bir şey gelme korkusuyla yarım bıraktığı satırları okumak, akıl almaz bir gerilim dozu sunuyor. Eline ne geçerse onunla yazıyor, kömürle ve bazen de kanıyla... Değersiz’lerden başka, Baş Rahibe, Aydınlanmışlar, Seçilmişler ve Hizmetçiler var. Yepyeni bir din yaşıyorlar. Yalnızca bazılarının görebildiği tek bir erkek, onların yaratıcısı gibi sanki. Cezalandırma, işkence ve korku üzerine kurulmuş bu tarikatta dinin kölesi olmak bir zorunluluk. Eğer farklıysanız ve bunu belli ettiyseniz vay halinize. Sonunuz bu kadının bir arkadaşı gibi olur; diri diri gömülmek… Sonra bir arkadaşı daha oldu ve onunla paylaştıkları çok güzeldi. Sanırım kitabın en duygulu yerleri de oralardı. Fakat Kirke’yi unutamam. Onun yeri ayrı. Ulysses ve Kirke bağlantılarını da öyle güzel kullanmış ki Bazterrica, bayıldım. Yunan mitolojilerini çok seviyorum, okuduklarımda izler görüp tanıdığımda ise daha çok mutlu oluyorum.

Baş Rahibe’nin tavırlarını, eylemlerini ve hatta mimiklerini bile diken üstünde okudum. Cezalandırmalar sırasında aldığı zevkin, bende yarattığı dehşeti nasıl anlatabilirim bilmiyorum. Bu arada kitabın böceklerle dolu bir roman olması beni mahvetti, inanılmaz tiksinirim çünkü. Aklım çıktı okurken. Tüm bunlara rağmen Değersizler benden geçti, çok sevdim ve çok etkilendim. Leziz Kadavralar'ı da okuyacağım bir ara, o da okuma listemde.
Okuduğunuz için teşekkür ederim. Başka kitap yorumlarımda buluşmak dileğiyle, sevgiler!








Yorumlar (0)
Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.
Yorum Bırakın